SANAL AŞİRETÇİLİK

Asırlar boyu kadim medeniyet özelliği kazanan KABİLECİLİK veya başka bir adıyla AŞİRETÇİLİK oluşumu yetmemiş gibi başımıza birde, internet vasıtasıyla ve hassaten sanal alemle çok yoğruşmanın neticesi, çeşit çeşit  “@e  KABİLELER”  oluşmuş…

Facebook kabilesi…

İnstagram kabilesi…

Twitter kabilesi…

WhatsApp kabilesi… vs vs

Bunlardan üç milyara yakın bir kullanıcı sayısı ile büyük kabile unvanını elinde tutan Facebook ve devamında diğerleri…

Ne var bunda yani diyebiliriz. Doğru. Zaten bende birşey demiyorum ki…

Geniş ağ,

Geniş bilgi,

Geniş paylaşım…

Kullanım şekline göre faydalarını saymakla bitiremeyiz. Haberleşme,

Bilgi transferi,

Kitlesel harekete öncülük,

Medeni yada bilimsel eksikleri paylaşım ve giderme, gündemi takip… Aklınıza ne gelirse…

Ancak dikkat edilmesi lazım gelen hususlar var. Çünkü bu malum kabileler HİÇ BİR AHLAKİ VE KÜLTÜREL KURAL BIRAKMADAN ve sair KURALLARIDA TANIMADAN yollarına devam ediyorlar…   Gittikçe de büyüyorlar. Sadece birisi Dünya nüfusunun yarısına yakını olduğuna göre bu demektir ki;  iki kişiden bir kişi bu aile mensubu.  Yani dört kişilik bir aile isek iki kişimiz bu  “@e kabile” mensubu.

Paylaşımlarına, kültürel ve ailevi, hiçbir kural bırakmayan vede tanımayan bu kabilenin bizce olumsuz kabul ettiğimiz yapısını değiştirmek ve durdurmak mümkün mü?

Hayır…

Özellikle genç nesil üzerinde olumlu ya da olumsuz etkisi var mıdır?

Evet…

Peki, burada ne yapmalıyız?  Sorusunu hemen ve önce kendimize soralım!

Genelde olumsuz etkisi üzerinde aklı başında olan insanların ittifak ettiği muhakkak…

Yani GÖTÜRÜSÜ GETİRİSİNDEN çok. Bu nedenle  “@e  kabileden” başta birinci derece yakınımız olanların ve diğerlerinin negatif etkilenmemeleri için bir gayretin olması…  Bu gayret dediğimiz ana başlığın, alt başlıklarını çok çok sıralayabiliriz. Aklıma gelenler;

Kendi köklü kültürümüzü işlemek. Dejeneresine müsaade etmemek…

Dini hassasiyetimizi yaşayarak etkili kılmak…

Çevremizdekilere ve kapsama alanımızda olanlara, zaman mevhumunun çok kıymetli olduğunu kabul ettirip izah etmek. Çünkü Dünya genelinde yüz binlerce insan üzerinde yapılan anketlerde sanala takılan insanların gün içinde yaklaşık dört saatleri ekran başında geçiyor. Telefon, tablet, televizyon gibi… Bu dört saat içinde iş yada ders gibi mecburi oluş yok.

Özellikle “@e kabilenin” geliştirdiği silah türlerini tesbit edip, o silahın olumsuz etkisini nötrleştirecek silah icat etmek… Mesela “TİK TOK” denenen acube gibi…

Tabiatıyla burada önemli bir esas var. O da şu ki;

Eğer kişi “DİNİ ve KÜLTÜREL” dejenereden, tahripten, yıkıntı ve eksilmesinden rahatsız ise ‘’ @e KABİLENİN ‘’ hem kullandığı tahrip silahlarını görür ve hem de o silaha karşı silah geliştirir. Aksi takdirde günün gereği ve olmazsa olmazı deyip ilgisiz kalır.

O nedenle muhatabım, duyarlı insanlar ya da duyarlı zannedenlerdir.

Yani şunu bilelim ki; “dini ve kültürel erozyon” her geçen gün toplumumuzun aleyhine işlemekte. Gençliğin geldiği yer ortada. Eğitimimiz ise maalesef.  Hamiyet hissi taşıyanları veya taşıdığını zannedenleri göreve davet ediyorum.

Lütfen, başta dinimizi en güzel insani hususlarla süsleyip, taçlandırıp yaşamak ve kültürümüzü incelikleri ile işlemek.

Umutsuz değilim ancak her geçen birim zamanda malum iki unsurda da küçülüyoruz. “DİN ve KÜLTÜR”

Selam ve dua ile…

İlginizi Çekebilir

HABER49 BİZİM, HABER49 HEPİMİZİN

İşte geldik, herkesin gelmek istediği o büyülü çağın eşiğine; 18 yaşındayız… Ne kadar uzun bir …