İÇİMİZ…

Manisa’ da pırıl pırıl dört genç elim bir olay sonucu hayatlarını kaybetti… Uzun uzun gençliğin düştüğü buhranı düşündüm ve yıllar önce verdiğim rutin seminerlerin birinde yaşadığım bir olayı anımsadım… Geçen onca seneye rağmen hala aynı dipsiz kuyuda gençlerimizi kaybettiğimizi düşündüm…

Birgün Muş İMKB Anadolu Lisesi’nde verdiğim seminerde, meleklerin mutluluğu saklamak için yer aradıklarını, öyle bir yere saklayalım ki kimseler bulmasın dediklerini, sonunda içlerinden bir meleğin, insanların İÇİNE saklayalım, oraya bakmaları akıllarına gelmez, dediğini söyledim…

Seminerin üzerinden nerdeyse yıllar geçti ama ben hala o salondayım…

Ön sıralarda oturan zayıf, esmer bir öğrencinin mırıldanması hala kulaklarımda;

– Ulan desene ‘ içimiz ‘ bile yokmuş, dedi kısık ama benim duyduğum bir tonda

Bir an gözgöze geldik…

Sustum…

Hep sürsün istedim suskunluğum…

Tarumar olan halet-i ruhiyemle 45 dakikayı zor ettim…

Hala o salonda yüreğim… Kim bilir kaç ‘ içim bile yok ‘diyen, yaşları daha 15 ila 16 olan öğrenci vardı o salonda?

Ne ara bu kadar kedere bulandı yarınlarımız olan gençler?

15 yaşındaki akranını sokak ortasında üstelik bilinçli ve plânlı bir şekilde öldüren öğrenci, hangi ‘ içi geçmişliğin ‘ eseri böyle?

Sahi bizim ne zaman ‘ içimiz dışımıza ‘ çıktı?

Şairin dediği gibiydi her şey bu zamanlar artık. Yaprak dökerken bir yanımız bir yanımız bahar bahçeydi. Tıpkı ‘ içi bile olmayan ‘ gençler yanında, ‘içi içine sığmayanların’ olduğu gibi.

Benim ‘ içim ezik ‘ o seminerden bu yana…

Aynalara görünen yanlarımız var artık.

Bir metre bilmem kaç santim boy ve çürümeye mütemayil etlerden bir beden.

Gölgesi bile olmayan ‘ içimizin’ silüetlerinde boğulan bir nesil kaldı bizden geriye

15 yaşındaki bir bedene kurdeşen gibi düşen yaşanmışlıklar bıraktık sağa sola…

Ne çok fil olduk biz

ve

Ne çok ezdik yeşile tutmuş bahar tomurcuklarını.

Ne ara düştü mutsuzluğun yaşı böyle 15’lere, uzarken beyhude yaşam ömrümüz?

Şairin dediği gibiydi artık her şey;

“güzel günler çabuk geçer,

içimiz bir hoşçakal ülkesi.”

Hiç benzemiyor çocukluğumuzdaki çocukluğa..

Büyümekten korkardık biz…

Söyleyin!

Kim büyüttü bu çocuk olan adamları?

Kim ‘ içlerini ‘ çaldı bunların?

Kim?

Kim?

Hiç ‘ iç açıcı ‘ değil ahvalimiz.

Yerel ‘ acılarımız ‘ var artık dünyaya benzemeyen

Büyük adamlarımız var artık

Yaşları 15,

yaşamları 55 olan…

Çocuklarımız var bizim…

‘ içleri ‘ olmayan…

Manisa’ da hayatlarını kaybeden gençlere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum… En başta aileleri daha meslektaşım olan eğitimcileri bu buhrana sürüklenen gençlerimize el uzatmalarını istiyorum… Bilimler ve belli disiplinler yasamdan daha kutsal değildir, olmamalıdır…

İlginizi Çekebilir

MUŞ’UN MEDAR-I İFTİHARLARI: GIYASETTİN BİNGÖL, ORHAN SAMİ GÜLTEKİN

Eskiden çevre illeri gıpta ile takip eder, iş adamlarının yaptığı yatırımları konuşurduk. Muş’tan böyle yiğitler …