HER YER DEPREM

Mesele İzmir, Van, Elazığ ya da başka bir yer değil…

Tüm mesele vicdanlarımızda meydana gelen deprem ve millet olarak topyekün enkaz altında kaldığımız gerçeğidir…

Anadolu’da bir laf vardır her şeye sevin ama başkasının ölümüne sevinme diye…

Kusura bakmayın ama ne Anadolu kaldı, ne de güzel bir laf…

Siz ‘ azınlık hatta 20-30 kişi böyle pislik yapıyor, tüm toplum birlikteyiz ‘ deseniz de;  ben binanın çoğu sağlam olsa da, çürük olan tek bir kolona bakarım…

Nitekim deprem de o çürük kolondan vuruyor…

Tıpkı o 20-30 çürük kişinin her toplumsal olayda ve afette tüm toplumu vurduğu gibi…

Binlerce olay var ve her olayda 20-30 farklı kişi var… Bu 20- 30 ‘ları binlerle çarpın bakalım…

Siz, pislik tek ve sadece bir yerde zannetmeye devam edin… Ben de diyorum ki bu çok büyük bir problem ve neredeyse tüm toplumu saracak vaziyette…

Kutuplaşma işte böyle lanet bir şeydir…

Bir gün ırk, başka bir gün din üzerinden vurur…

Başlarda marjinal 3-5 kişi sanırız sonra bir bakarız ki aslında hepimiz o fraksiyonların içindeyiz… Kimimiz sesli, kimimiz sessiz olarak aslında aynı değirmene su taşıyoruz…

Bizi un gibi öğüten değirmene…

Bir durumu çok merak ediyorum…

Ölüm gibi ( ki ölenden Şeytan bile vazgeçer derler ) bir olayda bizden başka bir ülke var mıdır böyle yapan? Ne bileyim Pakistan’da ya da Almanya’da bir yeri deprem vurduğunda ülkenin doğusu – batısı coğrafya olarak ayrılıyor mu? Acılarda ve sevinçlerde ayrıldığı gibi…

Ya da Amerika’da zencilerin yoğun yaşadığı bir eyaleti kasırga vurduğunda, diğer eyaletlerdeki beyazlar çanak tutup dans ediyorlar mı?

Sosyolog bir abimiz ya da dünyayı çok gezmiş biri lütfen bana anlatsın…

Bu durum tüm dünyada böyleyse o zaman sorun yok, yalnız bize has bir vaka ise üniversite hocaları, psikiyatri uzmanları göreve lütfen…

Tabi buna katkısı olan sevgili siyasetçiler de işbaşına bir zahmet…

 

Empati yap, kendini enkazda kalmış düşün, karşındaki moloz yığınının altında sevdiklerin var diye hayal et demiyorum inanın artık…

Bunları geçtim…

Bunlar ulvi değerler…

Bu öyle lanet bir durum ki insan ‘ gölge etme başka ihsan istemem ‘ halet-i ruhiyesine bürünüyor…

Bunu her seferinde o insanlara yapmaya ne hakkımız var…

Ben olsam ‘ keşke o enkazdan çıkmasaydım ‘ derim inanın…

Yoksa kötülükten bahsederek kötülüğü gündem yaparak, yücelterek kötülüğü mü çağırıyorum? Bilmiyorum…

Amacım ve niyetim bu değil…

Ancak bu lanet duruma artık bir dur dememiz gerekir…

Hocam bardağın dolu tarafından bakın, iğrenç insanlar olduğu gibi çok iyi insanlar da var dediğinizi duyar gibiyim…

Ben maalesef bir eğitimci ve bir insan olarak bu kadar iyimser değilim…

Ortada bardak kaldı mı ki dolusu boşu olsun…

En acil çözüm Allah aşkına ‘ ya hayır konuşalım ya da susalım…

Başımıza ne geliyorsa hemen bir durum karşısında elimize telefonları alıp oraya buraya kusmamızdan geliyor…

Mübarek empati yapmayı bilmiyoruz…

Hadi o büyük bir meziyet ve bende sende yok, susmayı da mı bilmiyoruz?

Yerküredeki fay hatları değil ama yüreklerimizdeki fay hatları bizi bitirecek…

Yazık bize…

İlginizi Çekebilir

HABER49 BİZİM, HABER49 HEPİMİZİN

İşte geldik, herkesin gelmek istediği o büyülü çağın eşiğine; 18 yaşındayız… Ne kadar uzun bir …