HAYALİMDEKİ ÜNİVERSİTE: MUŞ’A DAİR YAZILAR (I)

Kadim şehrimiz Muş’ta ikinci bir üniversitenin kurulması en büyük hayalimdir. Ve bu yazıda, bu hayalimin peşinde koşacağım. Çünkü biliyorum ki, bir akademisyen olarak üniversitelerin toplum nezdindeki rolü oldukça önemlidir, lakin her pratik bizim istediğim gibi olmuyor maalesef. O halde bizlere de tek bir seçenek kalıyor, hayalimizdeki üniversiteden bahsetmek. Bahsedeceğim tercih Platon’un Devlet’indeki, Bacon’un Atlantis’indeki ve More’un Ütopya’sındaki tamamen hayal ürünü olarak üretilmiş gerçekliklerden oluşacaktır, ifadelerim tamamen hayal ürünüdür. Filmlerin başlangıç sahnesinde sık sık yer verilen “burada anlatılanlar hayal ürünüdür” ifadesi benzeri bir inşa süreci bu metinde de geçerlidir ama şunu unutmamak gerekir ki hayat, hayal etmekle başlayacaktır.

Eğer bir akademiden bahsedeceksek önce yöneticilerden başlanmalıdır. Çünkü akademide olan biten hiçbir pratik üst yöneticiden (rektörden) bağımsız değildir. Platon, Devlet isimli çalışmasında kraldan başlar ve kralın filozof olması gerektiğinden bahseder. Bu bağlamda yönetici bütün başarılara yahut bütün başarısızlıklara ortaktır, hatta belki başka olgulara dahi “ortaklığı” çıkacaktır. Bu sebepten akademinin yöneticisi olan üst yönetici sıfatı ile başlamak en doğru tercihtir. Bu sebepten hayalimdeki üniversitenin üst yöneticisi ilk olarak “doğruluk” sıfatıyla anılmalıdır. Aksi durumda o üst yönetici güvenilmez bir duruma düşebilir. Sözü güvenilmez olan bir üst yöneticinin, üniversite dışı diyaloglarında arkasından gülünmesi yahut üst yöneticiye inanılmaması kadar alçaltıcı bir gerçeklikte kendiliğinden oluşabilir. Eğer bir üst yönetici,  halk nezdinde böyle bir konuma gelmişse o vakit münafıkların sofrasına oturduğu vakit dahi Besmele çekebilir. Vakti zamanında verilen sözlerin tutulmadığını gören halk, ilerleyen süreçte farklı düşünüş biçimlerine de sahip olabilir. Buna da rövanş değil ‘Allah’ın adaleti’ denilebilir.

“Emrolunduğu gibi dosdoğru ol” ayeti bir Müslümanın doğruluğu ile bilinmesine dair temel Nas’ı belirlemiştir. Yine hayalimdeki üniversitenin üst yöneticisi, öğrencilerine ya söz vermemeli ya da verdiği sözleri tutmaya özen göstermelidir. Kalpte Allah’ın olmaması nefreti, zihnin boş olması ise bakteri üretebilir ve maazallah, sözünü tutmayan üst yöneticinin kirlenen dili tam bu sebepten ‘bakteri’ yuvası haline gelebilir. Bu sebepten üst yönetici, öğrencileri için çaba harcayabilmeli ve bu çaba sonrasında sözü, pratiğe dökebilmelidir. Başka şehirlerde “o üniversitenin öğrencisiyim” ifadesinin kullanıldığı süreçte, hayalimdeki üniversitenin üst yöneticisi ‘doğruluğu’ ile anılabilmelidir. Ama verilen sözlerin tabiri caizse sobaya atılan odunlar gibi olma ihtimali dahi düşündürücü olabilir. Hayalimdeki üniversitede öğrencilerine sahip çık(a)mayan yönetici, aynı zamanda Anadolu’ya da ihanet etmiş ‘patolojik hasta’ veya ‘şark kurnazı’ olarak kabul edilebilir. Sonrasında ise mevcut üst yöneticinin ismi ‘ağız hijyeni’ gereği kullanılmayabilir.

Bacon’un Atlantis’indeki yöneticilerin üslupları da oldukça önemlidir. Benim hayal ettiğim üniversitede ise yönetici sıfatıyla yer alan bireyler, kurumlarına karşı sorumluluklarını da yerine getirebilmelidir. Benim hayalimdeki üniversite üst yönetici, yöneticilik makamını “basamak” olarak kullanırsa bu pratik hezeyanla karşılanabilir. Üst yöneticinin mevcut pozisyonunu, ileride gelmek istediği konumlara göre şekillendirmesi asıl maksattan uzak kalmaya sebep olabilir. Bu sebepten Müslüman bir üst yönetici ‘safları sıklaştırma’ çabası gösterebilir, tam tersi bir durumda mevcut güvensizliği, o üst yöneticinin ‘kendi güvensizlik dosyaları’ ile ‘kendi raflarını sıklaştırmasına’ sebep olabilir böylelikle ‘saflar sıklaşacağına raflar sıklaşabilir’. Üst yöneticilik hem öğretim üyeleri için hem de öğrenciler için oldukça önemli bir makamdır ama maksat başka olunca süreç de farklılaşabilir. Süreç farklılaşırsa üst yönetici, ileri dönemlerde “devlet ve millet düşmanlığı da” yapabilir.

Rehberimiz Hz. Muhammed’dir, bu sebepten hayalimdeki üniversitenin üst yöneticisi Müslüman olmalıdır; üst yöneticinin şahitler huzurunda “ben Müslüman’ım” dedikten sonra elinden, belinden ve dilinden zarar geliyor olması Müslümanlık olgusuna da ciddi olarak zarar verebilir. Müslüman üst yönetici sözünde doğru olandır. Sözü farklı, tavrı farklı ve nefsi farklı insanların Resulullah döneminde münafık olarak anıldığını hatırlarsak bir Müslüman’ın sözünde sabit olmadığına dair bir ihtimal yoktur. Müslümanlığın özünde güvenilir olmak mevcuttur. Müslüman birey sözüne sadıktır, kendisine itimat edilir. Bu sebepten dolayı hayalimdeki üniversitenin üst yöneticisinin doğru sözlü ve sözüne güvenilir olması Müslümanlık olgusunu parlatabilir. Ayrıca hayalimdeki üniversitenin üst yöneticisinin yanlışlarına ortak aramaması oldukça erdemli bir tutum olarak karşılanabilir, erdemli bir üst yöneticinin de farklı makamlar karşısında eğilmemesi ve dik durması, Müslümanlığın özü ile özdeşleştirilebilir. Böylelikle hayalimdeki üniversitenin üst yöneticisi, nakarat bir vicdana sahip olmadığını da ispatlayabilir. Hayalimdeki üniversitenin üst yöneticisi, ateşe atan değil ateşten kurtaran olmalıdır. Ve yine hayalimdeki üniversitenin üst yöneticisi, kendisine gelen bilgilerin doğruluğunu araştırdıktan sonra tutumunu belirleyebilir. Erdemli bir üst yöneticinin erdemsiz tutumlar karşısında erdemini koruması, üst yöneticiden beklenilen bir tavır olarak anlaşılabilir. Benim hayalimdeki üniversitenin üst yöneticisi böyle bir üst yönetici olabilir. Hayalimdeki üniversitenin adı ise ancak ‘Adalet’ üniversitesi olabilir, çünkü adaleti olmayan bir üst yönetici, ‘eşantiyon hurma kâsesi’ gibi iftar saatinde getirilip götürülebilirler. Kaldığımız yerden devam edeceğiz. Hayalimdeki üniversite için söyleyecek daha çok güzel sözlerimiz var… Vesselam…

İlginizi Çekebilir

HABER49 BİZİM, HABER49 HEPİMİZİN

İşte geldik, herkesin gelmek istediği o büyülü çağın eşiğine; 18 yaşındayız… Ne kadar uzun bir …