HAYALİMDEKİ ÜNİVERSİTE (3)

Kıymetli okurlar, önceki yazılarıma gelen “kadim” desteklerinizden dolayı sizlere müteşekkirim, doğruyu söylemek gerekirse insanların bu kadar dertli olduğunu bilmiyordum. Dost olmaya aday bireylerin dostlaştığı bugünlerde, dostlarla birlikte hayal kurmak doğası gereği güzel bir haz veriyor. Bu huzurlu duruşun temel sebebi ise “önceki iki yazımda” ifade ettiğim gibi memleket için iyi bir hayal kurma cüretimden kaynaklanıyor. Elbette cesaretli olmak mühimdir, hayal kurmak da mühimdir lakin en önemlisi hayal kurmaktan vazgeçememek ve gerçekleşeceğini günü beklemektir. Günler, zaman ve mekândan münezzeh olan Rabbim’indir ve Rabbim’in takdiri ile hayalin gerçekleşeceği günler inşallah yakındır. İlk iki yazımda ifade ettiğim gibi bu metnim de tamamen ütopik tespit ve analizler içermektedir, yazılanların gerçekle hiçbir alakası yoktur. Bu sebepten alakasız olanların alakadar olması da beklenmemelidir. Yine de tüm bunlara rağmen, kendisine rol biçecekler varsa elbette ki aç karınlarını kurtlu sözcüklerle doyurabilirler ama bizler, hayal kurma niyetimize gelen desteklerle yolumuza devam edeceğiz.

Hayalimdeki üniversitenin ilk yazısında üst yöneticinden (rektör) bahsetmiş ve nasıl olması gerektiğine dair önerilerimizi sunmuştuk. İkinci yazımızda ise üst yöneticinin bir boy küçüğü olan genel kalem statüsünden bahsederek, “define avcılığından” vazgeçmesini ve “başkalarının değil, şehit ayakkabısı giyip cennete giden çocukların yanında olmasını” önerilerimiz arasında sunmuştuk. Ancak böyle bir genel kalem statüsünün devletinin yanında olabileceğini lakin bu yöntem izlenmezse devlet düşmanı sayılabileceğini ve üst yönetici bunu bilmesine rağmen tedbir almıyorsa aynı tavra ortak olacağını da eklemiştik. Bu yazımızda ise üst yöneticinin sondanışmanı üzerinde durmaya gayret edeceğiz. Çünkü bir üst yöneticinin sondanışmanı, üst yöneticiyi yönlendirme ve üst yöneticinin son danıştığı kişi olma sebebiyle ister istemez önem kazanabilmektedir. O halde bizlerin danışman denildiğinde aklına gelebilecek ilk isim Nizamülmülk’tür. Peki, Nizamülkmülk kimdir diye bir soru sorulursa verilecek cevap şudur: “Adaleti, idarî kabiliyeti, cömertliği, bilgeliği ve güzel ahlâkıyla tanınan, halkın hukukuna özen gösteren, insanların zulüm ve haksızlığa uğramaması için çalışan, devlet kapısının şikâyetçilere daima açık olmasını isteyen, Âlimlere ve sûfîlere saygı gösterip, onları ayakta karşılayan ve sohbet meclislerine katılmaktan zevk alan, Selefi Kündürî’nin aksine mezhep çatışmalarını ortadan kaldırmak amacıyla Eş‘arîler’i ve Şâfiîler’i takip siyasetine son vererek bu politika yüzünden ülkelerini terkeden Abdülkerîm el-Kuşeyrî ve Ebü’l-Meâlî İmâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî gibi âlimlerin ülkelerine dönmesini sağlayan devlet adamıdır (İbnü’l-Esîr, X, 33). Yani Nizamülmülk devletine asla ihanet etmeyen bir danışmandır. Tabi bir de Nizamülmülk’un karşısında korkaklıktan bütün hileli yolları bilen, fitne üretme fabrikası sahipliğine aday olan, kadınların güç savaşları karşısında nefsine yenik düşen ve doğru olan ne varsa değiştirmeye çalışan Tacülmülk vardır, bu da sondanışmandır.

Cumhurbaşkanımızın “aslanlar ortaya çıkınca çakalların payına kaçmak düşer” diye kıymetli bir sözü vardır. Bu söz, şimdilerde keyifle izlediğim Uyanış: Büyük Selçuklu dizisindeki bazı sahneleri tebessümle hatırlatmaktadır. Dizide, Nizamülmülk’ün her ortaya çıkışında Tacülmülk’ün benzinin solduğu ve kaçacak delik aradığı görülmektedir. Çünkü Nizamülmülk, haini gözünden tanımaktadır.

Kıymetli okurlar, üst yöneticinin yanında olan biri ancak Nizamülmülk gibi olmalıdır. Üst yöneticiye Allah’tan korkmasını söyleyebilir, onu doğru yönlendirebilir, fitne uykusundan uyandırabilir, yalan söylememesini sağlayabilir, devlet büyüklerinin arkasından konuşmamasını vurgulayabilir, sözünde durmasını tavsiye edebilir, iftira atmamasını önerebilir, kamu malına zarar vermemesini anlatabilir, ölümlü olduğunu hatırlatabilir, insanların yakasından düşme tavsiyesinden bulunabilir ve sosyal medyayı hata yapmadan kullanmasını metodolojik olarak yönlendirebilir. Lakin tam tersi durumda bir üst yöneticinin yanında Nizamülmülk değil de Tacülmülk gibi sondanışman varsa, üst yönetici çoktan tüm varlığıyla fitneye batabilir, yalan söyleyebilir, iftira atabilir, sözünde durmayabilir veya sözünden cayabilir, devlet malına zarar verebilir, fitne uykusuna dalabilir, devlet büyüklerinin arkasından konuşabilir ve maazallah tüm bunları yaptığından Allah’tan korkusu da kalmayabilir. Özellikle sondanışman, üst yöneticiyi sosyal medyayı kullanma konusunda uyarabilir, maazallah oluşabilecek bir aksilik bazı “kayıtların” ortalığa saçılmasına sebep olabilir. Üst yönetici bu anlamda nefsine yenilmiş ve hırsın verdiği göz karalığı ile çeşitli yanlışlar yapabilir ama bir Nizamülmülk yoksa sondanışman üst yönetici ya rezil ya da vezir edebilir. Üst yöneticiye ait konuşmaların, devletin erkleri tarafından duyulması ciddi sorunlar oluşturabilir. Pandemi döneminde böyle bir olay vuku bulursa o üst yöneticiye virüs aşısı değil muhtemelen şeref aşısı yaptırabilirler.

Bir de üst yöneticinin yanında olan -veya olmayan- sondanışman, üst yöneticiyi, yönettiği akademinin eksiklerini gidermesi açısından uyarabilir. Resmi raporlara giren “bulgular” üst yönetici için çeşitli sıkıtlara sebep olabilir. Her akademinin denetlendiği Sayıştay mekanizmaları vardır ve bu mekanizmalar akademi ile alakalı çeşitli raporlar hazırlarlar. Bu raporlar, akademinin aynalarıdır ve kim bilir hazırlanan raporlarda neler vardır. Sondanışman, üst yöneticiye “başkaları ile uğraşacağına yöneticilik yapabilirsin” diyerek Nizamülmülk rolünü canlandırabilir ya da Tacülmülk’lük yaparak çeşitli hainliklere ortak edebilir. Aslında esas sorunun Hasan Sabbah’ların çokluğudur. Çünkü her Tacülmülk’ün işbirliği yaptığı bir Hasan Sabbah muhakkak vardır. Ama sondanışmanın her hainliğinden haberdar olan bir Nizamülmülk’ün olduğu da unutulmamalıdır. Üst yönetici, kabiliyetli biri olmasına rağmen makam ve mevki hırsı yüzünden devlete hizmetten önce şahsi çıkarlarını düşünürse sonu muhtemelen Tacülmülk gibi olabilir. Ayrıca Nizamülmülk’ün belirttiği gibi “Allah korkusu olan, haram yemekten kaçınan bir yardımcıyı/danışmanı herkes ister. Ancak aksi durumda, yardımcı/danışman yerine bir ‘casus’ beslenmiş olur”. Sondanışmanın casusluğu ise sadece lanetli bir görevdir, kul hakkıdır; sondanışmanı da üst yöneticiyi de çekilmez bir “sekerata” düşürebilir. Üst yöneticinin mızrakla kalkan burnu iner de, kendisine ulaşmak isteyen memurlar ya da görevlilerle görüşürse, üst yöneticinin yanında salyangoz satanlar ayağını denk alabilir ve kimseye zorbalık yapamayabilirler. Nizamülmülk’ün dediği gibi “zulmeden bir üst yöneticiyi çetin bir hesap beklemektedir. Hz. Ömer bu azaptan korkuyorsa, senin vay haline”…

Rabbim bizleri, Nizamülmülk gibi akademideki Batınîleri def edecek, Gazalileri devlete kazandıranlardan ve Gazali’yi yetiştiren Cüveyni gibi Allah’ın sevgili kullarından ve aslanlardan mahrum eylemesin. Vesselam…

İlginizi Çekebilir

ZAMLAR YAĞMUR GİBİ…

Temel tüketim gıdaları başta olmak üzere birçok üründe fahiş fiyat artışları devam ediyor. Her güne …