DOLAR
EURO
GRAM ALTIN
ÇEYREK A.
BITCOIN
SON DAKİKA

EYLÜL HAZAN MEVSİMİ

Son Güncelleme :

01 Kasım 2022 - 14:03

EYLÜL HAZAN MEVSİMİ

Perşembe günü akşam gün batımından sonra hilali hiç bu kadar net görmemiştim. Bana Eylül ayının halet-i ruhiyesini anlatıyordu. Uzun süre seyrettim…

Eylül ayı. Ayların en güzeli, en hüzünlüsü, en utangacı ve en mağrurudur… Her şeyin ve bir şeyin başladığı anları kendinde biriktirmiştir… Her şeyden biraz vardır onda.

Zannedersem hazan mevsiminin kendisini tam gösterdiğindendir. Ayağının altında hışır hışır yaprak sesleri… Sararmış yaprakların toprakla öpüşmesi. Toprağa elveda deyişi…

Başıboş, başı dolu neşemize eşlik eden, kulak verdiğimizde acıya dönüşüveren 6’lı ve 7’li günlerimizin güz sancılı hüzünleri ondadır…

Yaprakların ettiği yetmemiş gibi toprağa düşen bulutun gözyaşı ondadır… Usulca gelip insanı bulan ayrılığın hüzünleri ondadır…

Akıp giden hayatın içinden öyle aniden beliriveren, bir dostun getirdiği özlem dolu sabahların tarifsiz hüznü ondadır…

Durağanlaşmaya, dinginleşmeye, sessizleşmeye başlayan her şeyin ve bir şeyin ilk halleri ondadır… Kışın acı soğuğunun insanın üzerine çöktüğü günlerin ilk günleri.

Kanat çırpmaya başlayıp uzak kentlere doğru gitmesini bilen kuşların ilk gitme halleri ondadır…

O kuşlar da göçüp gidince, önce bir bir, sonra hep birlikte yeryüzü toprağına düşmeye başlayan yaprakların sahibi ağacın kimsesizliği ondadır…

İnsan yüzlerini öpmesini bilen rüzgarın o hoş, o sıcak, o savruk ürpertisi ondadır…

Kışın karlı soğuk ayazında bütün suçluluğunu bilmeye başlayan yoldaşı ağustos böceğine, kapıyı açmayan vefasız karıncanın yuvasına çekilmeye başladığı yürümelerin ilk adımları ondadır…

Kendisine hayatta yer açıldı diye usulca gelip ayaklarınızın dibinde uykuya dalmaya başlayan bir kedinin hırıltısının sesleri ondadır…

İşte biraz çok biraz az böyledir ayların en güzeli, en sancılısı, en hüzünlüsü ve en utangacı olan Eylül…

Derler ki bütün mevsimlerin amacı da Eylül’e varmakmış… En çok da yaz varmak istermiş… Bunun için önüne ne çıkarsa süpürürmüş Eylül’e doğru… Çünkü onun aklı Eylül’deymiş… O, Eylül’e sevdalıymış.

Şairler de Eylül’e sevdalıymış… Eylül’ü beklerlermiş yazmak için… Eylül’ün hüznü, ayrılığı, özlemi, hasreti, sancısı gelip konuverirmiş sözcüklerine.

Şairler dil döker bu hazan mevsimi temsilcisi Eylülde. Derler ki; Nazım, Pirayesine bu mevsimde yazmış o güzel sevgi dizelerini.

 

Cemal Süreyya kendi kendine kalmalarında, kimsesizliğinde, kendince tutunmak ona, kendince düşlemek adına, ‘Eylül’dü” der

“…İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin

Şimdi yoktu bir anlamı suskunluğun

Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde

Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman

En çok sesini aradım

Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ

Gözlerini sildi zaman

Dedim ya… Eylül’dü

Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin

Fakat hakkını yememek lazım…

O kadarda vefasız değil. En azından insanın fani mahluk olduğunu hatırlatıyor. Kulak verdim Eylül ayına. Bana dedi ki; bakın ben o muhteşem bahar görüntülerini arkada bıraktım. Ben gelince insanların meftun olduğu tabiat güzellikleri hepsi gitti. Biraz sonrada kefen misali kar gelecek. Sizde biraz akıllı olun. Bu bahar mevsimine Eylül geldiği gibi sizin baharınıza da Eylül gelecek. Ardından kışınız olan ölüm gelecek.

O nedenle insanca yaşayın. İnsanca yaşatın. Bak dedi, kocaman ve metrelerce yükseklikteki devasa ağaçlara nasılda diz çöktürdüm. Kendinize geliniz. Sizde bir eylül yaşayıp diz çökeceksiniz benim karşımda…

O nedenle tekrar söylüyorum dedi; insanca yaşayın insanca yaşatın…

Bende dedim ki; güle güle Eylül…  Selam ve dua ile…

YORUM ALANI

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.