DÜNYA ÖLÜYOR BANA MASAL ANLATMA!

İşte böyle dedi lambadaki cin;

bir bir anlattı başına gelenleri

– Ovdular da ovdular

– Övdüler de övdüler

– Dövdüler de dövdüler.

– Her şeyi ama her şeyi de benden bildiler

– Çalışmadıkları için aç kaldılar.

– Sularını idareli kullanmadıkları için de susuz.

– Kırk gün kırk gece düğün yaptılar.

– Kırk gün kırk gece yas tuttular.

– Yedi düvel, yetmiş iki millet durmadan birbirlerini vurdular

cin yorgun

lamba kırık

Alaattin yok

kim kurtaracak ki dünyayı?

uzun uzun dinledi insan elinde kırık yağ lambası ile ayakta duran cini.

tek umudunu da yele vermişti böylece insan.

Devam etti cin;

– Dünya masal diyarı

– Devler cüceler.

– Galebe çaldı kötülük iyiliğe.

– Üstelik prenses de yoktu artık.

– Almış başını uzaya çıkmıştı yalınayak

saat gece yarısı  olmadan önce.

İnsan dinledikçe kahroluyordu.

Ama Cin ‘in derdi çoktu. Susacak gibi durmuyordu.

 

İnsana aldırmadan devam ediyordu şikayetlerine ;

– Keloğlan keltoş oğlan saç ektirmiş.

– Rapunzel hippi olmuştu son asırda.

– Ali baba çalıyordu artık kırk haramiler yerine

– Zeus kıtlıktan ölmüştü daha geçenlerde

– Thor ‘un çekici işe yaramıyordu.

– Herkes Robin Hood’ tu ama kimse çaldığını paylaşmıyordu.

– Alice harikalar diyarını terk etmiş ve  mülteci olmuştu.

– Kadınlar her yerde külkedisiydi bu camdan dünyada.

– Denizlere kirli yakıt döküyordu Peter Pan.

– Aramıyordu artık gizli servisler Guliver ‘ i

– Zeytin dalı yerine silah taşıyordu Athena her cephede.

– Denizler istemiyordu artık Sinbat’ ı

Cin anlattıkça insan terliyordu,

korkuyordu

Masal diyarları yok olursa hayat biterdi diye düşündü kendi kendine.

Bir sağa bir sola yatağında kıvranan insan ter içinde kalmış bir şekilde yatağından sıçradı.

Göğüs kafesi havayı dövercesine yükselip iniyordu.

Neyse ki rüya görmüştü.

Anneannesinden annesine çeyizlik diye kalan duvardaki gaz lambasını aradı gözleri.

İşte oradaydı.

Sapasağlamdı.

Usulca perdeyi araladı, cam açıktı.

Bir anda içeriye hücum eden güneş ışığını eliyle siper yaparak kesti.

Caddeye baktı

Dünya kırık döküktü.

Dünya ölüyordu.

Mendil satan çocuklar, köşe başlarını tutan dilenciler.

Ambulans sesine karışan işportacı naraları.

Fabrika bacalarından çıkan simsiyah dumanlar.

Çiçekçi dükkanındaki hapis güller ve uzayıp giden çorak dağlar.

Kabus değildi gördüğü rüya

Gerçekti diye düşündü.

 

Gözlerinden dökülen yaşlara aldırmadan lambayı kavradı sıkı sıkıya.

Bir yandan elleriyle ovarken bir yandan da ufka dikmişti gözlerini.

Umudunu diri tutmak istiyordu. Lambadaki cinin gelip dünyayı kurtarmasını umuyordu.

 

Yoktu işte.

Tıpkı dünya gibi!

Keşke duyabilseydi cinin uzaklardan gelen avazını

– Aynaya bak. Dünyayı sen kurtaracaksın insanoğlu…

–  Sen…

İlginizi Çekebilir

HABER49 BİZİM, HABER49 HEPİMİZİN

İşte geldik, herkesin gelmek istediği o büyülü çağın eşiğine; 18 yaşındayız… Ne kadar uzun bir …