AYDIN NESİLLERİ BEKLEYEN KARANLIK GELECEK: BOĞAZİÇİ

“Uyuyan Milletler ya ölür, ya da köle olarak uyanırlar” Mustafa Kemal ATATÜRK

Yapma Ülküm diyorlar, “ileride iş bulamazsın, hapise atılırsın, sicilin lekelenir, başın ezilir, özgürlüğün elinden alınır. Haklı olduğunu kanıtlayamazsın, iftira atarlar en fazla onlara itaat etmediğin için terörist ilan edilirsin ve insan içine çıkarılamayacak hale gelirsin. Görmedin mi olanları hangi balık öldü diye kızdı insanına…”

Fakir halkın ceplerindeki paralarla yetinmeyenler aynı halkın çocuklarının başarılarına da göz dikti. Torpille en az kendi evlatlarını, bu insanların haklarını yiyerek ellerinden aldı. İnsanlar haksızlığa uğradı. Tüm hürriyetlerinden yoksun bırakıldılar. Hangisi güzel bir hayat geçirdi? “Hiçbiri”

Tam da bu noktada şu soruyu soruyorum bunu hak ediyor muyuz? “Hayır!” İşte diyorum en tehlikeli sessizlik budur. Sırasını bekleyen çaresiz nesil… Acaba beni nerede harcayacaklar diye düşünen kaygı dolu gençlik. Bir milletvekili tosunuyla aynı sınava girmekten korkan gençlik… Uğradığı haksız muameleyi avazı çıktığı kadar çığıran ama kimsenin sesini duymadığı gençlik…

Yıllarca masa başlarında ter döken ve sadece seçili kişilerin girebildiği okulları kazanan gençlik… Fikirleri iktidar tarafından çalınmaya yeltenilen fakat onlar kadar aşağılık olunmaması adına aşağı bakmayan bir gençlik…

Peki, rektör ataması nasıl yapılır? Darbeden ağzı yanmış bir nesil olarak 80 darbesi sonrası üniversitelerde çift başlılığı ve gruplaşmayı engelleme hedefiyle seçimle gelen rektörler artık sadece cumhurbaşkanı tarafından atanacaktı. Ancak 1990’lı yıllara gelindiğinde Boğaziçi üniversitesi rektör seçimlerinin tekrar talep etti ve dönemin cumhurbaşkanı tarafından bu arza cevap verildi. Ve artık üniversite rektör ataması için adaylar arasında seçim yapabilecekti. Ta ki durum KHK’lar ile değişene dek. Son beş yılda yapılan araştırmaya göre her 37 İlahiyat profesöründen biri rektör olarak atanmış ve 2016’dan bu yana yüzdelik oran gittikçe artmıştır.

Şu anda ki rektörlerin yüzde 10’luk bir kısmı ilahiyat mezunudur. E durum bu olunca saygın uluslararası eğitim dergisi Times Higher Education araştırmalarında gerçekleşen eğitim düzeyi sıralamasında ilk 1.000’de olan üniversiteler sıralamalarını kaybetmiştir. Aynı üniversiteler TUMA sıralamasında da gerilemiştir. Bir koyunu kurt sürüsünün başına koyarsanız sürü istemese de yavaşlar. Üstüne üstlük yine bir profesörümüzün yaptığı araştırmaya göre şu anki atanan rektörlerden bilimsel çalışmaları yeterli düzey denilebilecek rektör sayısı %1 bile değil.

Usulsüzlüklerin zirveye ulaştığı noktalarda yine Boğaziçi üniversitesine gitmekteyiz. Şeçilmiş birinci aday Prof. Dr. Gülay Barbarosloğlu yüzde 86’lık sandık oranıyla 2016 seçimini kazanmış olmasına rağmen Cumhurbaşkanı tarafından ataması yapılmadı ve onun yerine Ak Parti Milletvekili’nin kardeşi Prof. Dr. Mehmed Özkan atandı. 2018’de rektör olma kriterleri değişti ve üç yıllık profesör olma koşulu kaldırıldı.

Tüm bu kararlar kendi adamlarını daha rahat yerleştirebilmek için yapıldı. Malumunuz üç yıl profesör olma koşulu ancak bir Ak Partiliyi zorlardı. Bunun üzerine şeriatı getirmek için yapılan tüm bu adımlar ülkeyi kurulduğu geçmişten bile daha geriye taşıdı. Halk isyan etmekte haklı tüm yaşananlar kirli bir tarih olarak kalacaktır. Hep söyledim yine söylüyorum, sizler torunlarınızın utanç kaynağı olacaksınız. Ve boyunuzun yetmediği kişilere sataşmaktan acilen vazgeçmelisiniz…

Dinimizde kul hakkı yemek haramdır. Birilerinin hakkını birilerine vermek de haramdır. Ülkenin yüzde ellisi cahil olabilir. Ama geriye kalan yüzde 50’nin sabrını çoktan taşırdınız. Gidişiniz yakındır. Hakkına girdiğiniz her düşüncenin esiri olacaksınız…

İlginizi Çekebilir

HABER49 BİZİM, HABER49 HEPİMİZİN

İşte geldik, herkesin gelmek istediği o büyülü çağın eşiğine; 18 yaşındayız… Ne kadar uzun bir …