ATATÜRK’E MİNNET

“Benim bütün ümidim gençliktedir!’’

Yıllar önce bu ülkenin hem kuruluş hem de kurtuluş mücadelesinde öncü rol oynayan başarılı devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk’ün anlaşılması gereken mühim sözlerinden biridir. Bıraktığı Cumhuriyet’i korumak bizlere verilen bir görev olmakla beraber kimseyi omuzlarında bu sorumluluğun yüküyle eziliyor gibi görmüyorum.

Peki, bu sorumluluğu taşıma bilinci nasıl oluşur? Henüz evine ekmek götüremeyen, torpili olmazsa atanamayan gençlerin bu haklar için mücadele edecek mental gücü var mıdır? Şimdilerde şahit olduğum iki olaydan bahsederek sizlere ne demek istediğimi anlatacağım. Geçenlerde bir sokak röportajı izledim.17/18 yaşlarında ki gencin birine gelecekte ki beklentileriniz nelerdir diye sormuşlardı, gencin cevabı ise içler acısı. “ Abi benim bir beklentim yok. Şimdi eve giderken bile bir otobüs çarpsa gözüm arkada kalmaz, yaşamaktan zerre zevk almıyorum.”dedi.  Herkesin görmezden geldiği bir gerçeklikle yüzleşelim değerli okuyucularım bu Umutsuz Nesil’in birçoğu eğitim görmüş üniversite, lise sıralarında oturmuş ve hakları kendilerine öğretilmiş nesildir. Şunu dediğinizi duyar gibiyim her eğitim alan insana büyük beklenti yüklemeyin şimdilerde herkes üniversite mezunu. İşte. Asıl sorun da bu değil mi? İddianıza göre ya gençlere verilen eğitim yetersiz, ya da eğitim alan her gence bir gelecek tasdik edecek devlet yok. O halde tüm ailelerin yıllarca evlatlarına harcadığı tonla para, çocuklarının bir yerlere gelmesini istemesi hep ihtimaller üzerinde kalacaktır.

Bu gencin düşüncesinde ki o acıyı hissetmenizi istiyorum hepsinin hayalleri, yaşama sevinci çalınmış ve keşke çalınan sadece bunlar olsaydı. Bu çocukların emek vererek bir yerlere gelmesine bile engel olanlar var. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesinde başkanın kızı mülakat ile sınava giren tek rakibini eliyor. Nasıl mı? ALES puan sıralamasında sonuncu olan bu hanımefendi bir mucize sayesinde zeka seviyesinde ilerleme kat ediyor, e tabi şans da kızımızdan yana olsa gerek ki mülakata çağırılan 10 kişiden 8 i gelmiyor. Ve diğer gencimiz de mülakatta 45 puan alarak bu azimli hanımefendiye karşı mülakatı kaybediyor. Merak ediyorum başkanın kızının karşısına başka bir başkanın çocuğu çıkarsa kimin torpili işe yaracak? Sahiden sizin ki de büyük dert Ah Ülküm hep yoksulların haklarını savunuyorsun birazda koltuk problemlerinden bahset dediğinizi duyar gibiyim çok üzgünüm hemen sizin sorunlarınızı da ele alalım. Mesela diyelim ki tüm kadrolara çocuklarınız yerleşti, tüm koltuklara akrabalarınız oturdu, tüm çekilişleri tanıdıklarınız kazandı, yeğenleriniz ihaleleri aldı,  evinizde oturan eşlerinizi kızlarınızı çalışıyor gibi göstererek belediyeden maaş bağlattınız artık meslek sahibi herkes neredeyse sizin tanıdıklarınız oldu. Buraya kadar her şey normal peki aynı kadroya iki eşdeğer milletvekili çocuğu başvurursa ne olur?

Lütfen TYT-AYT mantık problemi olarak bu soruyu kullanın şahsen ben işin içinden çıkamadım. Ya da çocuklarınız ikiz doğdu ikisi de aynı mesleği istiyor bu durumda yeni kadro mu açarsınız?  Çocuklarınızdan birini vazgeçirmeye mi çalışırsınız? Düşünsenize prensesleriniz, şehzadeleriniz masumcuk çocuklarınız hak yiyerek işçi ailelerinin ve çocuklarının umutlarını çalacak fakat önüne artık işçi çocuğu değil de sizin gibi torpil sever koltukların çocukları çıkıyor. Kimi harcayacaksınız? Ee artık hanginizin babası daha güzel yalakalık yaparsa o kazanır diye düşünüyorum. Of ki of zor iş vallahi Allah size de sabır metanet edep versin. Bir de gece yatağa yattığınızda vicdanınızın ne kadar ağrıdığını biliyorum. Hiç dert etmeyin siz. Torpillerinize göz yuman, işin ucu kendine değmeyene kadar sesini soluğunu çıkarmayanlar utansın. Bir arkadaşım vardı hükümete bayılırdı. Zorla aşı yaptırılacağını duyunca vatan millet tanımam bana kimse zorla bir şey yaptıramaz demişti. Keşke bunun daha başlangıç olduğunu bilseydi. Keşke tek problemin bu olmadığını asıl çalınan haklarını bilseydi. Ama nerde… Diyorum ya işin ucu kendilerine değmeyince zarar görmeyiz sanıyorlar. Bu ülke tüm pisliklerin üstünü örtmeye müsait bir hükümetle yönetiliyor. Halkta izliyor her şeyi gençlerden bekliyor. Utanmasanız gençlere ölüyü diriltin dersiniz. Ama yok onlara bu geleceği bırakan büyükler gençlerden imkansızı istemeye devam ediyor. E şöyle söyleyim hiçbir probleminiz bana gerçekçi gelmiyor. Çok stresiniz varsa bir keyif çayı için.

İkinci olay ise bizzat benim başıma geliyor ve sürekli tekrar ediyor. Ailem dostlarım yakınlarım siyaset yapmamamı aksi halde başıma kötü şeylerin gelebileceğini söyledi. E yıllardır başı ezilmeye çalışılan biriyim düşüncelerimi paylaşmaktan hiç vazgeçmedim… Bugün burada da söylüyorum ben ölür giderim, herkes gibi. Önemli olan Allah’la hesaplaşmaya giderken kimin yüzünün güldüğüdür.

İlginizi Çekebilir

BİR SAHİPSİZ KENT…

Yaklaşık olarak 20 yıldan bu yana sizlere haber verme görevini layıkıyla yerine getirebilmek adına büyük …