DOLAR 15,6039 % 0.4
EURO 16,3644 % 0.57
GRAM ALTIN 914,12 % 0,34
ÇEYREK A. 1.494,58 % 0,34
BITCOIN 30.185,70 0.82
SON DAKİKA

Dramatik Yaşam Serüvenlerine Şahit Olunca Roman Yazdı

Son Güncelleme :

05 Ocak 2021 - 12:01

Dramatik Yaşam Serüvenlerine Şahit Olunca Roman Yazdı

Elazığlı Şair ve Yazar Muhammet Yalçın Azizoğlu ile kariyerini ve eserlerini konuştuk. Azizoğlu, hiç yazılmayan neredeyse unutulan cüzzam hastalarını ve cüzzam hastanesini konu edinip romanlaştırdı. Azizoğlu, “Elâzığ Cüzzam Hastanesinde 72 yıl kalan bir hastanın çevresinde topladığımız bilgilerle ülkenin ilk cüzzam temalı romanının birincisini tamamladım” dedi.

Bizler de Haber49 Gazetesi olarak bu sayımızda Elazığlı Şair ve Yazar Muhammed Yalçın Azizoğlu ile görüştük. Biz sorduk Azizoğlu cevapladı.

Kısaca kendinizi anlatır mısınız?

Yaz güneşinin tabiatı kavurduğu bir temmuz sabahı annemin düşleri, babamın en büyük sevinci olarak kültürün, sanatın, edebiyatın ilmek ilmek işlendiği ve yaşatıldığı kadim şehir Elazığ’da dünyaya merhaba demişim.  Eğitim hayatımı, kültürel ve sanatsal kazanımlarımın çoğunluğunu bu şehirde yaşamımın kesiştiği mükemmel insanların refakati ve kılavuzluğu ile edinmişim. Velhasıl İbni-i Haldun’un, “coğrafya kaderdir” sözü ömrümün şekillenmesinde aktif rol oynadı. Seyyahlık dönemimiz bitmiş anayurdunda yaşamaya devam ederken edebiyatın zevkli ve bir o kadarda çileli yolunda öğrenmeye, öğrendiklerimi aktarmaya devam etmekteyim.

Yazmaya ne zaman başladınız?

İlk okula başlamadan harfler ve rakamlarla ilişkim başlamıştı. İlk okul üçüncü sınıfta ders kitabı harici kitaplar ve ders dışı sosyal aktiviteler ile tanıştım. Buket Uzuner der ki: “hayatta ki en büyük şans iyi bir öğretmenle karşılaşmaktır” Benimde ilk şansım Mehmet Alemdar öğretmenimdir. Onun vasıtasıyla ilk okul sıralarında kitap okumayı, tiyatroyu, şiiri tanıdım. Milli bayramlarda seçilen şiirleri okuma ile başladı benim edebiyat serüvenim. Sonra parasız yatılı okul dönemleri orta kısımda Türkçe öğretmenim Nurettin Pars ile devam eden kütüphane ziyaretleri, yazarların imza günlerine gitmeler, yaşadıklarımı öykü tarzında sadece anısı olsun diye yazmaya başlamam. Sonra sevdiğime şiir yazacağım diye kendimi şiirin efsunlu dünyası içinde buluşum. Lise yıllarında başlayan amatörce yazma benim yazı hayatımda ki miladımdır.

 

“KUŞAKLARA AKTARMA GAYRETİDİR”

Yazmanızda ki en büyük etken nedir?

İnsan bir aktarım eylemi içindedir sürekli. Öğrendiklerini öğretme, gördüklerini anlatma, hissettiklerini söyleme fıtratı ile yaratılmıştır. Sanatçı dediğimiz özel insanlar bu nokta da toplumdan bir adım öne çıkar. İfade edeceklerini uğraşı içinde bulunduğu sanat kolunun incelikleri ile anlatır. Şahsen bir ressam olmak duygularımı sessizce bir tuale dökmek isterdim. Bir heykeltıraş olmakta hoşuma

giderdi. Kocaman parçalanmaz kayalar ile savaşıp o kaya parçasından bir şaheser çıkarmakta beni mutlu edebilirdi. Yukarı da bahsettiğim coğrafi etkenler, çevresel faktörler ve tatbiki bende var olan yeteneğin keşfi ile duygularımı, yaşamsal tecrübeler eşliğinde kazandığım edinimleri sonra ki kuşaklara aktarma gayretidir benim yazmam da ki amaç.

Yazarken ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Özgün tema bulma gayreti ile birlikte şiir ve makalelerimde özgün olma, çözümsel odaklı bakış acısı ile yaklaşma, kültürel değerlere ve insan haklarına saygı, halkın anlayacağı lisan ile sanatsal estetiğin oluşturduğu armoniye dikkat ederim. Nesirlerimde realist bir tutum içindeyim. Ütopik hayaller ile insanların vakitlerini gasp etmeye el vermiyor yüreğim. Anadolu insanının çektiği sıkıntılar, yaşadığı zorluklar köy ve şehir hayatının zorluklarını bizatihi yaşadığım için bu konularda çözümsel odaklı fikir üretmek kolay değildir. Cüzzam romanım belge roman niteliği taşıdığı için yıllarca cüzzam hastanesinde hastaları dinlemek, belgeler toplamak için arşiv çalışmalarımız, kurumlarımızda maalesef çok üzülerek ifade ediyorum neredeyse arşiv tutulmuyor ya da yeterince korunmuyor olmasına şahitlik etmek üzücü ve yazarların zorluk çektiği konulardır.

“DRAMATİK YAŞAM SERÜVENLERİNE ŞAHİT OLUNCA BUNU DEĞERLENDİRMEK İSTEDİM”

Ülkede hiç yazılmayan neredeyse unutulan cüzzam hastalarını ve cüzzam hastanesini konu edinip romanlaştırma fikri nasıl oluştu?

Gazeteciliğin vermiş olduğu haber arama heyecanı ve önce kendi kültürünü ve çevreni tanı şiarını edinmiş biri olarak ilimiz Elâzığ’da bulunan 1941 yılında ülkenin ilk açılmış cüzzam hastanesi olan hastaneye hastalar ile hasbihal etmeye gittiğimde orada ikamet eden hastaların anlatıları doğrultusunda hastalığı hastaneyi hastaları ve yüreklerin dayanmaya zorlandığı dramatik yaşam serüvenlerine şahit olunca bunu değerlendirmek istedim. Yaptığım çalışmalarda cüzzamla alakalı kitapların evrensel düzeyde neredeyse hiç olmadığını görmek, ülkemizde var olan bu hastalar ve hastanelerle alakalı yazılı eserlerin olmayışı beni bir nevi sorumlu kıldı. Dört yıl ulaşabildiği cüzzam hastalarının anlatıları ve Elâzığ Cüzzam Hastanesinde 72 yıl kalan bir hastanın çevresinde topladığımız bilgilerle ülkenin ilk cüzzam temalı romanının birincisini tamamladım.

Şiir kitapları olan bir şair olarak roman yazmak nasıl bir duygu?

Benim kolektif şiir kitapları yanında Annemin Düşleri şiir kitabımın olması şair yanımı ortaya koymuş olabilir. bu nazım türünde verdiğimiz eserlerin nesir alanda ürettiklerimizi gölgelemesi olarak ta görülebilir. Çünkü şairliğimin yanında sürekli makale üreten köşe yazıları kaleme alan, haber metinleri hazırlayan yönüm unutulmamalı. Bu çalışmalarım olmasa nesirde zorlanacağım belki bu romanın altından kalkamayacağım durumu söz konusu olabilirdi. Nesir ve nazım türünde birlikte eser vermenin zorluğu bilir. İki tarzın kendine has yazım üslubu, kuralları en önemlisi insanda oluşan refleksler çatışması dezavantajımızdır. Bu refleks çatışmasını atlatmak hayli zamanımı aldı.

Eserlerinizden beklentileriniz sizleri mutmain etti mi?

Öncelikle Annemin Düşleri şiir kitabım şiir severlerden yoğun ilgi görerek ilk yılında tükenerek ikinci baskı yapma aşamasına gelmişti. İyi bir yayın evi ile çalışmanın avantajını yaşadım. Yayın evinin sunduğu imkanlar ile yirmi ilimizde fuarlara, okullarımızda söyleşi ve panellere katılıp şiirlerimize ses olarak okurun işitselliğine de hitap etmenin avantajını yaşadım. Cüzzam Duvarlar Yıkılırken romanı çıktıktan kısa bir süre sonra ilimiz Elâzığ’da depremin olması tüm çalışmalarımızı ertelememize vesile oldu hemşerilerimiz enkaz altında can pazarında iken, çadırlarda üşür iken, umudunu yitirdiği koşullar oluşmuşken ben kitabımın edebi çalışmalarının peşinden koşacak kadar gamsız değilim. Bu erteleme ülkemizin ve dünyamızın üstüne kara bulut gibi çöken kovit hastalığı ile birleşince maalesef beklentilerin uzağında kaldı. Kitap hakkında ulusal düzeyde akademik makale yayınlandı, ulusal ve yerel kanallarda köşe yazıları kaleme alındı. Ulusal ve yerel TV’lerde konuşuldu, tanıtıldı, ulusal dergilerde isminden bahsedildi. Bu büyük bir başarıdır. Lakin bizlerin beklentileri daha farklıydı. Sağlık olsun diyelim.

Beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Şiir dünyamda özel yeri olan Mehmet Akif Ersoy üstattır diyebilirim. İstiklal marşının yazarı olması, kurtuluş savaşı dönemi çalışmaları ve en önemlisi ahlaki yapısı beni etkilemiştir. Ben topluma yön veren, fikir üreten insanların samimiyetine insanlara karşı tavır ve tutumlarına, ürettikleri ile yaşamsal tercihlerine dikkat ederim.  Daha çocuk yaşta okumaya başlamış biri olarak etkilendiğim yazarlar, sonra ki dönemlerde dostluklar kurduğumuz şair ve yazarların içsel dünyamda özel yerleri mevcuttur.

Yazar ve şairlerle ne sıklıkta raya geliyorsunuz?

Ben dostluğa çok önem veren biriyim bir şehre gittiğim vakit özel gitme sebebimin zamanı bitmiş bağımsız hale kavuştuğum vakit o ilde ki kültür mahfillerini aramanın yoluna düşerim. O şehirde tanıdığım yazar şair varsa irtibata geçerim. Bizi en iyi mürekkep kokusu teneffüs edenler anlıyor. Yayın kurulunda olduğum uluslar arası mevsimsel yayım yapan edebiyat ve tarih dergisi olan Telmih DERGİSİ çalışmalarında, gazete de çalıştığım dönemlerde haber yapma zorunsalar bağlamı haricinde de özel olarak gönlümdeki yangına yağmur olanlar aynı gemi içinde bulunduğumuz gönül ve kültür elçileridir. İmkanlar dahilinde haftada bir görüşüyorum.

Son olarak okurlarımıza ne mesaj vermek istersiniz? 

Bu yazıyı kim okursa okusun ve şu soruyu kendine sormalı? ben kendimi çevremi kültürümü edebiyatımı ne kadar tanıyorum?

Bu sorulara cevap bulması için çalışmalar yapmalı. kendi şehrinin yerel gazetesine dergisine sahip çıkmalı, okumalı okutmalı. Kendi coğrafyasının sanatçısını yazarını tanımalı, eserlerini irdelemeli. Kendi kültürünü tanımayan özünde yaşamayan her birey bir süre sonra başka kültürün potasında erimeye mahkûm olur. İnsanlığın bugün çektiği sıkıntıların temelinde sistematik bir çaba ile cehalet hep yaşatılmasıdır. İnsanlarımız öncelikle her türden eseri okuma, sorgulama, saygı çerçevesinde tartışma kültürü edinmeli. Ne olursa olsun tüketici kimliğinde çıkıp üretici kimliği kazanmalı. O zaman muasır medeniyeti yakalama yolunda olabiliriz.

Son olarak bu pandemi dönemini fırsat bilip evde kaldığımız dönemlerde lütfen birkaç sayfa kitap okuyalım. Okumanın ayrıcalığını tatmak dileğiyle okurlara selam siz değerli meslektaşlarıma, bana konuşma şansı veren gazetenizin tüm birim çalışanlarına teşekkür ediyorum.HABER49

YORUM ALANI

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.