“ÖNCE MUŞ” DEMEYİ ÖĞRENMEK ZORUNDAYIZ…

Çağımız işbirliği ve organizasyon çağı. Tek başına bir güç olmak, tek başına başarılı olmak artık geçmiş dönemlerin bir özelliği. Çağımızda ve geleceğin dünyasında; ekonomide, ticarette, üretimde, eğitimde, kentin her alandaki gelişiminde başarılı olmak istiyorsak, sürdürülebilir ve sürekliliği sağlanan bir başarı elde etmek istiyorsak, etkin diyaloga bağlı bir işbirliğini önce kent genelinde tesis etmek zorundayız. Kentimizin […]

“ÖNCE MUŞ” DEMEYİ ÖĞRENMEK ZORUNDAYIZ…
“ÖNCE MUŞ” DEMEYİ ÖĞRENMEK ZORUNDAYIZ…
  • Yayınlanma20 Ocak 2022 15:15

Çağımız işbirliği ve organizasyon çağı. Tek başına bir güç olmak, tek başına başarılı olmak artık geçmiş dönemlerin bir özelliği. Çağımızda ve geleceğin dünyasında; ekonomide, ticarette, üretimde, eğitimde, kentin her alandaki gelişiminde başarılı olmak istiyorsak, sürdürülebilir ve sürekliliği sağlanan bir başarı elde etmek istiyorsak, etkin diyaloga bağlı bir işbirliğini önce kent genelinde tesis etmek zorundayız. Kentimizin önemli ve köklü kurumları var. Ancak, ne kadar köklü, büyük veya önemli olursak olalım, tek başımıza bir şey yapamayız. Her kurumun farklı gücünden, faklı becerilerinden yararlanmak ve bu gücü iyi organize etmek gerekir. Ve bu işbirliğinin kentin bir kültürü haline gelmesi sağlanmalıdır.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dayanışma gecemizi bu yıl kente yatırım yapan veya kente yatırım yapacağına inandığımız iş insanlarımız ile siyasi ve bürokrasimizi bir araya getirmek için hedefledik. Fakat olumsuz hava koşulları buna izin vermedi.

Bizim amacımız kent için bir şeyler yapmak. Bu kentte katkı sağlayanları onore etmek ve herkesi kent için yapılacak yatırımlara teşvik etmek. Kavgalar kimseye bir fayda sağlamadığı gibi kentimize de büyük zararlar vermekte. Bu kentte ben demekten vaz geçip biz diyebilmeliyiz. Biz olursak bu kenttin makûs tarihini değiştirebiliriz.

Eskiden çevre illeri gıpta ile takip eder, iş adamlarının yaptığı yatırımları konuşurduk. Muş’tan böyle yiğitler çıksa, yolu yokuş memleketimizi düze çıkarsa diye hayıflanırdık. Memleketinden ayrılmak durumunda kalıp hali vakti iyi olunca varını yoğunu memleketi için ortaya koyan cömertleri dinledikçe efsane gibi gelirdi bize. Bizim memleketimizden giden neden gelmiyor diye, neden burayı unutuyor diye dert yanardık.

O günler geride kaldı. Son yıllarda ilimize yaptığı yatırım ve hayır işleri ile isimlerini sıkça duyduğumuz iş inanlarımız var artık.  Muş’tan binlerce kilometre uzakta olan fakat gönüllerinin her zaman Muş’ta olduğunu bildiğimiz iş insanlarımızın özellikle son zamanlarda yaptıkları yatırımlarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Bu iş insanlarımıza her zaman destek olmalıyız bizler de. Onları kentte daha çok hizmet için desteklemeliyiz.

Biz Gazeteciler Cemiyeti olarak bu kentte birlikte hareket edebilen siyasi ve bürokrasiyi önemsiyoruz. Tek başına yapılan ve kısa süre sonra yok olacak ve unutulacak projeleri “ben yaptım” demektense, uzun vadeli, somut, kente katkı veren projelerin bir parçası olmayı ve “Muş olarak biz yaptık” demeyi ve bu gururu kente mal etmeyi tercih eden bir kurumuz. Çünkü hepimizin “önce Muş” demeyi öğrenmesi gerekir. Bunu yerel yönetimler de kentin siyasetçileri de iş dünyası da kim olursa olsun bu kentte yaşayan, ekmeğini burada kazanan, geleceğini bu kentte planlayan herkesin, her kurumun “ÖNCE MUŞ” demeyi öğrenmesi gerekir.

Bizler hepimiz ayrı ayrı birer tuğlayız fakat sevgi, hoşgörü, birliktelik harcıyla bir araya geldiğimizde yıkılmaz bir duvarız, sağlam bir kaleyiz. Bu düşünce üzerine kenetlenir, bir araya gelirsek ancak o zaman sarsılmayız. “İnsanın yalnız kendisiyle ilgilenmesi, ilişkide bulunduğu herkesi ve her şeyi kendi yararına kullanma isteği” olarak tarif edilen enaniyet, baş gösterdiği memleketi, yeri, yurdu mahveder. İlimizde bunun emarelerini çokça görüyor ve tüm topluma sirayet edip bizi kötüye götürmemesi için her daim yazılarımızla, söylemlerimizle, duruşumuzla buna karşı çıkıyoruz. Çünkü söz konusu memleket oldu mu orada “ben” yoktur. Enaniyetten kurtulup kendini değil memleketi önceleyen insanların sayısı arttıkça bizler gelişmede, ilerlemede hız kazanırız. Biz gazeteciler “önce memleket” diyen ve bu minvalde gecesini gündüzüne katarak toplum yararına olanı, iyiyi, doğruyu, hakikati sunmayı misyon edindik. Bundan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz, yılmayacağız ama bilinmeli ki tek tuğla ile memleket yükselmez, bu çağrımızı şimdi ve her zaman yineleyeceğiz; “BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ!”