MESELE DÜNYA

”Burası dünya, ne çok kıymetlendirdik. Oysa bir tarlaydı; ekip, biçip, gidecektik.”  diyordu, Cahit Zarifoğlu. Dünya; İnsanoğlu için yaşlı bir gölgedir belki de güngörmüş bir çınar, eğer üzerinde misafir olduğumuzu biliyorsak verimli bir tarla, kalıcı olduğunuzu sanıyorsanız sahrada aldatıcı bir seraptan ibarettir. İpi çekilmiş dünyaya kapılıp giden insanoğlu hayatı gerçek manasını kavramak yerine sonu gelmez gaflet […]

MESELE DÜNYA
MESELE DÜNYA
Asena Tutar
  • Yayınlanma1 Ağustos 2020 18:40
  • Güncelleme24 Ağustos 2020 15:09

”Burası dünya, ne çok kıymetlendirdik. Oysa bir tarlaydı; ekip, biçip, gidecektik.”  diyordu, Cahit Zarifoğlu.

Dünya; İnsanoğlu için yaşlı bir gölgedir belki de güngörmüş bir çınar, eğer üzerinde misafir olduğumuzu biliyorsak verimli bir tarla, kalıcı olduğunuzu sanıyorsanız sahrada aldatıcı bir seraptan ibarettir. İpi çekilmiş dünyaya kapılıp giden insanoğlu hayatı gerçek manasını kavramak yerine sonu gelmez gaflet içinde yaşantılarını özentiler doğrultusunda gözler önüne sermekten başka amaç edinemez hale geldi. Oysa dünya yemekten, içmekten birinin koynuna gitmekten ibaret değildi. (Sabahattin Ali)

Daha derin manaların daha insancıl amaçları bulunmalıydı. Allah’u Teâla, insanların ruhlarını Arafat’ta toplayıp ahit almıştı. Uzun bir yoldan sonra varılan handı aslında dünya, ruhu ölmüş bir bedende ne kadar can bulabildiysek hepsini kötülüklere harcadık. Yalan, kin, nefret, kibirlilik, işgüzarlık ve sahtekârlık ile yalan dünyanın ipine takılıp giderken aslında hep dolanıp kendi ayağımıza bağ olduk. İnsanca yaşamaktan, insanca hissetmekten uzak bir hale geldik.

Kalpleri kararmış mahlûklar artık bir bedeni yakıp beton dökebiliyor. Oysaki bedene Ruhu veren Rabbim onu ancak yine ben alırım diyordu. Pervasızca yapılan her duygu Rabbine ters düşmek değil miydi? Bir nefesle başladığımız bu dünyada kendimizi soluksuz bir yarışmada bulduk. Onun benden fazlası olamaz benden eksiği olur hep ben hep ben! Girdiğimiz bu yarışta iyilikleri güzellikleri göz ardı ederek nefsin tatmin etme derdine düştük. Bizlere merhameti, güzeli, ahlâkı ve iyiliği bahşeden Rabbimize, bizler; “Kendimize zulmedenlerden olduk” dedik.

İyilik yaparken bile para üstü bekler gibi bekledik oysaki böyle miydi Kâlû Belâ da Rabbimize verdiğimiz söz? Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sormuş ve bizler de “Elbette Rabbimizsin” demişiz, İman ederken neden küfüre hamallık yaptık? Neden Rabbimizin rızasından çıktık? Gafleti yoldaş, küfürü neden rehber aldık? Küreselleşen bir cağa karşı bu denli kötü değildi dünya! Globalleşen dünya ile bizlerde her şeyimizi harman savurduk ve kendimizi her şeyden soyutladık.

Peygamberimiz Efendimiz (S.A.V),”Dünya müminin zindanı, Kâfirin cennetidir.” İmam Gazali, ”Dünya üç günlüktür. Dün geçmiştir bir daha ele gelmez, yarın gelecektir ona kavuşabilecek miyiz şüphelidir.” O zaman yaşadığın bu günü ganimet bil ve değerlendir. Kanaatimce dünya onu aşırı sevenin kalbini karartır çünkü süsleriyle insanı ibadetten ve hakikatten alıkoyar. Evet, dünya bizim tarlamızdır. Bugün dünyada ne ektik ise yarın ahirette onu biçeceğiz. Ektiklerimizi – ektiklerinizi biçmeniz dileğiyle…

autocad lt satın al