BASIN HÜR MÜDÜR?

“Basın hürdür, sansür edilemez.” (Anayasanın 28’inci maddesinin 1’inci fıkrası)

Avrupa Birliği tarafından finanse edilen “Demokrasi İçin Medya/ Medya İçin Demokrasi Projesi” katkılarıyla Muş Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen “Yerel Medya Eğitimi” programındaydık hafta sonu. Prof. Dr. Suat Gezgin, Prof. Dr. Hakan Temiztürk, Prof. Dr. Tamella Aliyeva, Dr. Öğretim Üyesi Abdülsamet Günek, Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Yusuf Kanlı, Muş Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Emrullah Özbey, I.P.I Ulusal Komite Bşk. Yrd. Emre Kızılkaya, Gazeteci Faruk Aktaş, Gazeteci Bülent Toplu, Medya Eğitmeni Özgür Bülbül konuşmalarıyla programa katkı sağladılar.

Ana akım medyanın son yıllarda yerini alternatif medyaya bırakmasıyla yeni bir dönem başlamış oldu. Programda özellikle yerel medyanın bu süreçten nasıl etkilendiği, ayakta kalabilmesi için nasıl adımlar atması gerektiği ele alındı. Gazetecilerin işi gerçekten zor… Dördüncü erk olarak anılan medyanın bir dönemler gücü tartışılmazdı. Elbette bu gücü ne için, nasıl kullandığı mühim. Atılan bir manşetle darbe fitilinin ateşlendiği dönemleri bilirsiniz. Ülkeyi neredeyse birinci erk gibi yönlendirme cüretini gösterip bazen toplumu kaosa ittiği hakikati de malumunuz. Medya, dünyada ve özellikle ülkemizde tarihi olayların seyrini belirleyen bir pozisyonda olmuştur. İnternetin hızına yetişilemeyen yenilikleri ile bu gücün sarsılması, eline telefon alan neredeyse herkesin kendini gazeteci addetmesi, yalan, teyit edilmemiş verilerin önüne geçilemeyen dağılışı eşik bekçiliği mefhumunu da bir nevi sarsarak gündemi belirleme kontrolünün kaybedildiğini gösteriyor. Artık manşetler sadece medya patronlarının değil ücrada koyunlarını otlatan bir çobanın da ağzından çıkabiliyor. Gazetecilik etiğinden yoksun haberlerin dolaşımı toplumu kimi zaman infiale sürüklerken kimi zaman yanlış yönlendirip yeni gündemlerin oluşmasına sebep oluyor. İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un konuşulduğu son günlerde “sosyal ağ sağlayıcıları” da dâhil edilerek bilgi kirliliğinin, kişisel hak ve özgürlüklerin ihlalinin önüne geçilmesi hedefleniyor.

Özgürlük demişken… Programda en çok zikredilen, dert edilen konulardan biri bu oldu. Basın özgürlüğü… Konuşmacıların ekseriyeti özellikle son 20 yılda basının büyük bir baskı altında olduğunu ve özgürlük alanının daraltıldığını ifade etti. Geçmişten günümüze basının özgürlük sürecini irdeleyen biri olarak bu düşünceye muhalif olmak durumundayım. 2000’li yıllara gelmeden her darbe döneminde kapatılan gazetelerden; tutuklanan, işkence gören gazetecilerden bîhaber olunması mümkün değil. Günümüzde özgür olmayan medya değil medya patronlarıdır. Evet, çıkarları doğrultusunda kimin arabasına binse onun türküsünü çığıran ve bu uğurda çalışanlarına kıyan medya patronlarını görmezden gelemeyiz. İşini onurlu, omurgalı duruşuyla sürdürenleri tenzih ederiz. Medya patronları kendi istekleriyle özgürlüklerine sınır çizmektedir, bunda mevcut iktidarın etkisi olduğu bir algı çalışmasıdır. Özellikle yerelde iktidarın gücünü arkasına alarak basın üzerinde baskı oluşturmak isteyenlerin hadsizliğini tümüyle iktidara yüklemek acımasız bir tutum olur. Basın mensuplarının böyleleri karşısında birlik olması, dik durması bunun aşılmasında ilk adımdır. Günümüzde tutuklu gazeteciler üzerinden iktidar aleyhine yürütülen algı art niyetlidir. Hangi meslek grubundan olursa olsun suç işleyen cezalandırılır. Bunu bir meslek grubunu vurgulayarak basın özgürlüğü adı altında dillendirmek yerine tutukluların gazetecilik mesleğini ifa ettikleri için değil  Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM içtihatlarında basın özgürlüğünün belirlenen sınırlarını ihlal ettikleri için yahut gazetecilik mesleğinin dışında bir suç işledikleri için tutuklandıklarını görmeleri gerekir. Devletin ve toplumun güvenliğinin korunması, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, ahlakın korunması hususları basın özgürlüğünü elbette çerçevelendirecektir, bu durum tüm dünyada böyledir.

Nihayetinde basın hürdür, hürlüğünü ideolojilerine ve çıkarlarına prangalayanlar hariç.

Katıldığım ve katılmadığım hususlarla birlikte dolu dolu, verimli geçen iki günlük programın ufuk açıcı olduğunu ve devamının gelmesini ümit ettiğimi iletmek istiyorum. Emeği geçen herkese özellikle yerel basınımızın hür temsilcisi Muş Gazetecileri Cemiyeti Başkanı Sayın Emrullah Özbey’e teşekkür ediyorum.

office yazılım lisansı satın al

İlginizi Çekebilir

HABER49 BİZİM, HABER49 HEPİMİZİN

İşte geldik, herkesin gelmek istediği o büyülü çağın eşiğine; 18 yaşındayız… Ne kadar uzun bir …