| |||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | |||||||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
YAŞAYAN DİLLER İLE ÖLÜ MUHALEFET
İnsanlardaki düşünce sapmasını anlıyorum. Bunun için ekonomik beklentiler, ailesel faktörler, değişen dünya gibi yığınla gerekçe bulunabilir. Kendini biri ile kandırınca da bu sapmanın dayanağı oluşuveriyor. Gecelik gel-gitler hariç, değişimin gerekliliğine inananlardanım. Değişmeyenin, dönüştüremeyeceğini biliyorum. Düşünelim, dünyanın dünkü hali ile bugünkü hali arsındaki fark, dünün iletişim araçları ile şimdikiler, eğitim olanakları, çevre dengesi… Olumlu, olumsuz her şey değişiyor. Ve bazen öyle bir çaresiz kalınıyor ki yönünü bulana aşk olsun. Çünkü ne yazık ki, bu değişimlerin hiç birinin öznesi değiliz. Benim bahsedeceğim sapma ise apayrı bir olay. Kitlelerin sapması. Ben, iki ayrı üniversitede yedi yıl kaldım. Bu yedi yıl boyunca her altı kasımda YÖK’ü protesto ettik. En sevdiğim eylem bu protesto idi. Çünkü ciddi bir çeşitlilik içeriyordu. Her düşüncenin temsilcisi (kendisini cumhuriyetin sahibi görenler ile her türden resmi organizasyonun doğal bekçileri hariç) bulunurdu alanda. Kol kala olmasak bile ötekileştirilen her kesimle omuz omuza olmak gerçekten de keyifliydi. Şimdi bakıyorum da alanda bu ülkenin gerçek ötekileri dışında kimse yok. Ne değişti diye bakıyorum da pek kayda değer bir artı ilişmiyor gözüme. YÖK olduğu yerde, üniversiteler hala özerk değil, öğrenciler yönetim konusunda söz sahibi değiller… Öyle ise alandan çekilenlerin gerekçeleri nedir? Hangi kazanıma tav oldular da köşelerine çekildiler? Benim gördüğüm tek değişim YÖK’ün kadrosundaki değişimdir. Yoksa devasa yetkileri ile YÖK ve diğer darbe kurumları bütün ihtişamı ile yerlerindedirler. Bence, sorun bu anti demokratik kurumların varlığında değil. Bu kurumların kimler tarafından yönetildiğidir. Bu arkadaşların tek düşünceleri o kurumlarda hükümran olmaktır. Bugün hükümran oldukları için çekildiler demokrasiye omuz olmaktan. İktidar hırsının bazılarının gözlerindeki ışığı nasıl söndürdüğünü iyi bilirim. Aynı kahrolası sapma, burada da belirginleşiyor. Sahi neredesiniz? Yanıt bekliyorum. Dün beraber coplandığımız arkadaşlarım, sakın çıkıp ‘izin alarak’ yaptığınız bir basın açıklamasından söz etmeyin, kötü gülerim üzerinize. Yirmi milyon insanın ana dili ile ilgili karar alırken, dilin ismini anmaktan korkup ‘Yaşayan Diller’ korkaklığını seçen bir kuruma yüzünü dönüp kahrolsun diyemedikten sonra size ‘Kuyruğunu Kıçına Yapıştırarak Yaşayan Muhalifler’ dememe de kızmazsınız değil mi?
|
GALERİ |
|||||||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||