Son Dakika:

  İletişim    Künye  
Haber 49
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

HALKIN SEÇİMİ: BELEDİYE...

Okunma  Yazar :
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 515
Tarih  Tarih : 02 Mart 2009, 19:33

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türk Dil Kurumu’nun yayınlarında Belediyenin açıklaması şöyle geçer: İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Belediye başkanı da şehremini olarak ifade edilir.
Yerel yönetim olarak da ifade edilen Belediye kavramı ilk olarak Ortaçağ'da Avrupa'da ortaya çıkmıştır. Derebeylerinin baskılarına karşı haklarını ve çıkarlarını korumak isteyen kent halkı (esnaf, zanaatkar ve tüccarlar) kurdukları Lonca örgütleri aracılığıyla kendilerinin ve kentlerinin özgürlüklerini senyörlerden satın aldılar. Ortaya çıkan özgür kentlerin yönetim sorununu çözebilmek için de, belediyeler oluşturuldu.
Osmanlı devletine baktığımız zaman, ilk belediye örgütü 1857 yılında Galata ve Beyoğlu'nda oluşturulmuş; gerçek demokratik belediyeler ise 1877'de çıkarılan bir yasayla kurulmaya başlamıştır. 1950'li yıllardan beri de belediye sayısı sürekli olarak artmış; 2004 yerel seçimlerine 3225 belediye girmiştir.
İlk TBMM'nin kurulmasıyla yerel yönetimlerde köklü değişikliklere gidilmiş; 24 Nisan 1921 Teşkilatı Esasiye kanunu ile mahalli idare sistemi olarak ilk kez yerel yönetimlerden bahsedilmiştir.
1930 yılı 1580 sayılı Belediye Kanunu, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve 1933 yılı 2290 sayılı Belediye Yapı ve Yollar Kanunu ile belediye kavramının gelişmesi devam etmiştir.
1961 Anayasası ile belediye kavramının net bir tanımı yapıldı. Belediye gelirlerinin, görevleri ile orantılı bir biçimde alınmasını sağlayan düzenlemeler getirildi.
Son olarak 2005’te çıkarılan 5393 sayılı Belediye Kanunu ile bu tüzel kişiliğin görevleri ve işleyişi yeniden belirlenerek yerel yönetimler açısından önemli açılımlar sağlandı.
Kısaca böyle özetleyebileceğimiz belediyeler tarihi dikkate alındığında sürekli bir iyileştirme ve geliştirme olgusu karşımıza çıkacaktır. Kentler açısından da belediyelerin sürekli geliştirme ödevleri olduğunu unutmayalım.
Şüphesiz ki yerel güçlerin ve halkın doğrudan temsili düşünüldüğünde belediyeler biçilmiş kaftan olarak görülmektedir. Yine toplumun değişik kesimlerinin sorunlarını çözebilmek açısından yerel yönetimlerin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bu önemin atfettiği, oldukça büyük sorumluluklar olduğunu belirtmek gerekiyor.
Belediyeler, 21. yüzyılla birlikte kendilerinde somutlaştırdıkları bir çok özellikle birlikte halkın beklentilerinin odak noktası olmuş, ihtiyaçların karşılandığı bir kamu kurumu haline gelmiştir. Bununla birlikte değişen dünya koşulları belediyeciliğin de kendi seyrinde değişmesini, anlayışta ve hizmette yeni ufuklar belirlemesini gerektirmiştir.
Günümüz belediyeciliğinin artık olmazsa olmaz nitelikleri arasında sosyal belediyecilik, katılımcı belediyecilik, ekolojik belediyecilik ve cinsiyet eşitlikçi belediyecilik anlayışları kök salmaya başlamıştır. Bu nitelikler 20. yüzyılın amansız serüveninin bizlere bıraktığı miras üzerinden şekillenmiş ve insanlığın ortak kurtuluşu temelinde 21. yüzyılın yeni mecrasını oluşturmuştur. Tüm bu ortaklıklar üzerine yönetim kavramının yönetişim kavramı ile yer değiştirmesi de bu anlayışın en önemli dışa vurumu olmuştur.
Demin söz ettiğimiz sosyal, katılımcı, ekolojik ve cins eşitlikçi yaklaşım, nihayetinde yönetişim kavramı ile özdeşleşmiş olarak önümüze çıkar. 20. yüzyılla birlikte ölen yönetim anlayışı bu yüzyılda yönetişim kavramı ile yeni bir ruh kazanmış; teklik olgusu yerine, katılımcılık ve sosyalite özellikleri öne çıkmıştır. Doğaldır ki şimdiye kadar ülkemizin de bir çok kentinde uygulanan belediyecilik anlayışının 20. yüzyıl zihniyetiyle yürütüldüğünü söylemek, hepimizin yaşamakta olduğu gerçekliği dışa vurmak olacaktır zaten.
Yerel yönetimler değerlendirilirken halkın bu yönleriyle bir beklenti içinde olması modern dünyanın bir gereğidir. Dolayısıyla sokaklardan, mahallelerden başlayarak örgütlenen toplumun değişik kesimlerinin yönetime ortak olma talebi, önümüzdeki dönemin serüveninde belirleyici rol oynayacaktır. Bu rolü iyi oynarsa halk, kendini de kentini de yönetme becerisine ulaşarak sorunlarının çözümünde inisiyatif alacak, kurbanlık koyun pozisyonundan çıkacaktır.
Önümüzdeki seçimlere biraz da bu yönüyle bakacak olursak bir tarafta statükonun devamı olan her şeyi ben bilirim, ben yaparım, ben yönetirim belediyeciliği ile diğer tarafta yönetime ortaklık anlayışı ile beliren katılımcı, sosyal, ekolojik, cinsiyet eşitlikçi belediyecilik arasında bir seçim olacağı kesindir.  

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

Bir Şeyler Yapma Mücadelesi17 Ocak 2012

ANKET

Muş'un öncelikli sorunu nedir?






Tüm Anketler


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi