| ||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | ||||||||||||||||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
DEMOKRATİKLEŞME YERELDEN BAŞLAR
Her ne kadar “vatandaş her zaman haklıdır” derlerse de, bu biraz alaylı bir tona bürünüyor. Ne kadar görmesen, ne kadar duymasan, ne kadar konuşmasan o kadar kazançlı olursun. Yani vatandaş ve görevliler, bir nevi kurumların tutsakları konumuna girmişlerdir.
Görevlilerin görüş ve fikir beyan etmesi bile izne bağlanıyor. Devlet memurları bu konuda serbest değildirler, fikir özgürlüğü bunlar için geçersizdir. Aslında fikir suskunluğu ve kuraklığı bir erdemlik olarak görülür. Yalaka olan ve üstlerine methiye dizenler kısa zamanda ödüllendirilir ve kariyer yaparlar! Serbest olanlar en üst amirlerdir ve idari sistemin tepesinde olanlardır. Mesela 657 sayılı devlet memurları kanuna göre herhangi bir devlet memuru basına ya da kamuoyu oluşturan kuruluşlara demeç veremez. Buna benzer birçok kısıtlama daha vardır. Tabii ki kısıtlamalar suskunluğu da beraberinde getiriyor… Peki, tüm bunları niçin yazıyorum? Bakınız Sivil ve Demokratik Anayasa için Referandum yapıldı. Bu anayasanın yapacağı en büyük katkılardan birisi bence şudur: Özgür, Demokratik, Katılımcı ve Şeffaf bir Yerel Yönetim modeli için; Yerel yönetimleri kapsamlı bir anlamda özerk bir yapıya kavuşturmak ve bu hakkı Anayasanın teminatı altına almak gerekiyor. Demokratikleşmede yapılacak en büyük katkılardan biri de yerel yönetimlerin özerklik statüsü Yeni anayasada koruma altına almalıdır. Yerel Yönetimlerin özerkliği demokratikleşmenin en temel unsurlarından birisi olarak kabul edilmelidir. Çünkü demokratikleşme yerelden başlar!
|
GALERİ |
||||||||||||||||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||||||||||||||||