| |||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | |||||||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
DAVOS MELODRAMI
29 Mart kapımızı çalmaya hazırlanıyor. Adaylar, partiler de hazırlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar. Bu süreçte adayların attığı taklaların haddi hesabı yok. Birbirlerinin eksiklerini gediklerini bulup usulsüzlükleri, yolsuzlukları ,rüşvet vb. yüzlerine vurmak için can atar konuma gelinmiş durumda. Çünkü lokma büyük ne bulurlarsa kardır düşüncesi hakim.Bir taraftan her zaman söylenegelen ama bir türlü uygulanamayan vaatler,bir taraftan oy kapmak için uygulanan manevralar.Hatırlıyorsunuzdur;
TRT 6, Kürtçe yayın yapan bir devlet kanalı. Evet artık bu bize şaşırtıcı gelmiyor. Tv kanalının açılışında beyefendi : “TRT şeş bi xer be!”demez mi birde. Yaşa,sen çok yaşa. Bu manevralara ne çabuk aldanıyoruz, geçmişe yüzümüzü bir dönelim her yer de kan kokusu. Yasaklar ve yargılamalar ve sadece Kürtçe konuştuğu,yazdığı,düşündüğü için… Üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümünün açılması için çalışmalar yapılıyor.İyidir,hoştur.Ancak bir yandan da Kürtçe şarkı söylediği için kampüsten atılan,Kürtçe konuştuğu için soruşturmalık olan nice öğrencilerimizde var.Bu ne yaman çelişkidir öyle.
Böyle çalışmalar mutlak bizi mutlu etmiştir bu yadsınamaz.Yıllar yılı yok saydırılıp,görmezden gelinen bir halk var karşımızda..Belki de Kürt halkı ilk defa böylesi haklara kavuşmuştur.Ancak Kürtler üzerinde oynan bu oyun, inandırıcılıktan uzak sahtece bir anlayıştan gelmektedir. Kürtler ve Kürtçe üzerinde o kadar baskı ve zulüm varken Kürtçe yayın yapan bir kanalın açılması ve Kürt edebiyatı bölümü açılması anlamlı olmadığı ve hangi amaca hizmet ettiğide ortadadır. Gel gelelim günlerdir konuşulan Davos zirvesine,İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen 39. Dünya Ekonomi Formu Toplantısı,“Kriz Sonrası Dünyasının Biçimlendirilmesi” ana gündemini oluşturuyordu.Tabii olanları sizlerde biliyorsunuz,beyefendi İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’le giriştiği polomik sonunda bir hışımla Kasımpaşalı edasıyla zirveyi terk etmişti. Tayyip Erdoğan’ın, Davos’u terk etmesine kadar gelen süreçte belirleyici olan, İsrail’in Filistinlilere karşı giriştiği katliam ve yıkıma karşı tepkisiyle ilgilidir.Bir yandan eleştirmenler tarafından bu hareketin dış politikaya zarar vereceği doğrultudaydı,bir taraftanda bu tavrı daha duygusal bir sahneye dönüştürenlerde yok değil. Hem Arap dünyasının hem de Türkiye’nin, Erdoğan’ın bu tutumuna destek verdiğine kuşku yoktur.Bir bakıma Filistin’deki bu vahşet hepimizin bir yarasıdır.Bu başkaldırı ne çok mutlu etmiştir bizi.Ya arkası gelecek mi ki.İsraille yapılan o kadar anlaşma hala neden bozulmadı.Türkiye-İsrail anlaşmaları: - 1994 İsrail’le Savunma İşbirliği Anlaşması imzalamışlardır. - 1994 Güvenlik/Gizlilik Anlaşması’nın imzalanması. -1994 Çevre Sorunlarında ve Doğa Korunmasında İşbirliği Anlaşması’nın - 1995 Terörizm ve Diğer Suçlarla mücadele anlaşmasının imzalanması. - Mücadelede İşbirliği Anlaşması’nın imzalanması. - 1995 F4İşbirliği Anlaşması’nın imzalanması. - Uçaklarının Modernizasyonu Projesi Anlaşması’nın imzalanması. - 1996 Türkiye-İsrail Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması’nınDönemi - Türkiye-İsrail Serbest Ticaret Alanı Anlaşması’nın imzalanması. - Gümrüklerin 1996 Türkiye-İsrail Ticaret,Sıfırlanması. - Ekonomi, sinai, teknik ve bilimsel işbirliği anlaşması . Bu ekonomik işbirliği anlaşmalarını hala devam ettirmek, İsrail’in yapmış olduğu katliama bizi de ortak eder.Bu timsah gözyaşları bizi aldatmasın! Yaşasın dünya halklarının kardeşliği! Yaşasın Filistin kardeşlerimiz!
Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır. Yalcin
[ 06 Haziran 2009, 23:03 ]
Sayın KARAKALEM,
Aslında göstermelik ve taraflarca da gelecekteki ortak çıkarlar gereği danışıklı-döğüş olan Davos daki şov günceliğini kaybetmiştir. Ancak sorun iki yönü ile Kürtlerle ilintili oldugundan kısada olsa deginmek istemiştim. Birinci bağlantı; Özel kişilikleri ve düşünceleri ne olursa olsun, her her ikiside devletlerini ve resmi siyasetlerini temsil eden kişilerdi. İnkar, Şiddet, hapishane,katliam, mücadele edenlere ve ailerine işkence, köylerini yakıp-boşaltma, faili "belli" cinayetler, sınırötesi saldırgalıklar (Irak-Lübnan) ve daha sayısızca olan bu anti-demokratik ve insnalık dışı davranışlar her iki devletin ortak özellikleridir. Ortak özellik olsa yine neyse, en ironi olanı sizinde sıraladığınız gibi onlarca resmi, binlerce de henüz bilinmeyen ORTAK OPERASYONLARIDIR. Bir ülkenin siyasetine inkar ve ırkçılık egemen hale gelmişse, siyaset ve diyalog yerini içi boş sloganlara bırakmışsa ve eli silahlı güçlerin tetik tutan parmakları düşünenlerin beynine eğemen olursa pratikteki bütün toplumsal,siyasal ve hata fiili davranışlar bile aynen cereyan etmektedir. KÜÇÜK ÇOCUKLARI KURŞUNLAMAK (Kıyıltepe olayı), KÜÇÜK ÇOCUKLARIN KOLLARINI KIRMAK ( Dizarbakır olayı). Bilindiği gibi her iki olayın ilkleri Filistin de olmuştu ve bütün dünya nefretle kınamıştı. Ayrı diger bir ayrıntı ise; her iki devletin Şahinlerinin yıllarca sürdürdükleri savaş ve katliamların sonuçsuz kalmasından dolayi, denenmek istenen iki yeni ‘masun’ güvercin rolünü oynamaktırlar. İsraıl sırasıyla bütün Eski Genelkurmaylarını savaştıktan sonra bir de Parti Başkanı, Başbakan ve savunma bakanları olarak da görevlemdırmıştı. Bütün bunlar sonuçvermeyince son yıllarda "Sol"cenahtan gelen ve dönem dönem İsrailin cok sert olan siyasetini eleştirdiği için hata barış ödülü alan Peres, zedelenen İsrail imajina makyaj amacıyla getirilmiştir. Yıllardır Kürt halkına karşı sürdürülen inkar ve imha politikası sonuç vermiyordu. Halkın inanç boyutu da Hızb-ı Kontra ile denenmişti. Bu da tutmamış hatta Amerika-El Qaide örneğindeki ğibi bumerang geri sahibine dönmüştü. Amerika Orta-doğu da yüklesen bu akımı sınırları içinde tutmak ıçın buradaki müslüman halklara yeni ‘evcil’ ve ‘kendi müslümanlarını’ sahneye çıkaracaktı. Erdogan ve arkadaşları böyle bir sürecin aktörleridirler. Böylece bir taşla iki kuş da vurulacaktı. Türkiye diyaloğ partneri ve örnek müslüman ülke rolünü almış olacaktı. Hem de Bölge istikrarı için çözümlenmesi gereken Kürt sorununda Kürt halkının yine dini inançlarını istirmak edecek bir taktikle AKP alternativ yapılmak istenmişti. Bunun için de işlevleri biten asker-sivil şahinler ve illegal uzantıları (Ergenkon) trafıkten men edildi. Arkasından Şahinler ocağı olarak bilinen ordu AKP ile uyumlu hale getirildi. Öyle bir atmosfer oluştu ki, Kıyasiya kavgaya tutuşan taraflar, KÜRTLER sözkonusu olunca da tarih boyunca tanıdığımız tavrı takındılar. Kürtler açısında reform niteliğini taşıyan seçimlerin arifesinde Doğan Gurubu başkanı şöyle diyordu: Diyarbakır da yaşasaydım bende oyumu AKP ye verecektim. Bu da Türkiye de hep KARDEŞLİK ve EŞİTLİK ten bahsedenlerin gerçek hissiyatlarını niyetlerinin en bariz göstergesidir. İkinci bağlantı; Filistin halkının haklı mücadelesinde gerçek dayanışmanın Şov yapan Erdogan ve taifasının aksine Kürt devrimcileri tarafından verilmiştir. EL.FETİH,HALK CEPHESİ ve diger FKO(Filistin Kurtuluş Cephesi) üyesi hareketler bunu iyi bililrler. Sorunun çözülmesi halinde filistinlilerce de yadedileceği muhakaktır. 12 Eylül faşist darbesinden sonra cephe giderek dayanışma gösterenlerden onlarcası İsrail saldırılarında hayatlarını da kaybetmişlerdir. Erdoğan ve HAMAS bunu belki hiçte bilmezler. Zaten bilindiği gibi Hamas aslında Kürdistandaki Hızb-i Kontra gibi hayata geçirilen ama kısa bir süre sonra kontrolden çıkan ve dini esaslar çerçevesinde savaşan bir hareket oldu. Amaçlan şey, Filistin kurtuluş mücadlesini sol güçlerin insiyatifinden çıkarmak, Ulusal Haklar yerine Musevi düşmanı islamci istemlere indirgemek ve dünya kamuoyunda imaj kirletmek idi. Kürtlerde tutmayan oyun maalesef filistinde tutmuş gibi görünüyor. Ancak senaryo yazarları, rol verdikleri bu aktörlere bazen de avukatlık görevini de yükleyerek kahramanlık şovlar yaptırmaktadırlar. Aklı başında olan herkesin gözlerinden kaçmadığı gibi en ufak bir eleştiride kıyamet koparan İsrail, her nedense devletin başına yapılan davranış, (Ki atfedilenler tabii ki dogru şezlerdi) inanılmaz bir soğukkanlılıkla ve dostane(!) bir tavırla karşılanmiştı. Taa ki. Bu kahramanlık(!) ulusal gurur ve galibiyet sınırlarına varmış ve Arap dünyasının hükümetlerinin değil. Sokaktaki küçük insanların kahramanı yolunu alınca hemen tepki geldi. Bir Generalın açıklaması: Erdogan bize söyliceğine birde dönüp KÜRT halkına yaptıklarına baksın demişti. Dökülen timsah gözyaşları sahte ve şov idi. Zaten bütün dünya basını da ertesi gün olayı aynen bu yorumla haberi vermişti. Yapılan baskı, şiddet ve katliamların ÖZNESİ ne her iki devlete synonim bir durumdadır. |
GALERİ |
|||||||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||