Son Dakika:

  İletişim    Künye  
Haber 49
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

KÜÇÜK SAVAŞÇI ÖZLEM-2

Okunma  Yazar :
Yorumlar  Yorum Sayısı : 3
Okunma  Okunma : 563
Tarih  Tarih : 16 Mart 2009, 16:08

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

(Dünden devam)

 

Yeni evine varmıştı Özlem. Bir odası ve bir salonu vardı. Kutu gibi küçük bir evdi. Eski evinden çok daha küçüktü. İçi buruk halde yeni evini inceliyordu. Bu evi hiç beğenmemişti. İzmir özlem’e karşı ilk hamlesini yapmıştı bile. Artık gelirken yaşadığı heyecanın yerini üzüntü almıştı. Yorgundu uyumak istiyordu. Ama yine uyumadı ve etrafı gezmek istedi. Biraz dolaşacaktı annesinin, ‘kaybolursun’ demesine aldırmadan etrafı dolaştı. Denizi, denizin üzerinde duran gemileri gördü. Mavi rengi seviyordu, mavi rengin bu kadar güzel ve büyüleyici olduğunu denizi seyrederken fark etti. Hayran hayran baktı. Ne güzel diye mırıldandı. Gemilerin suyun üzerinde duruşunu, nasıl batmadığını merak etti. Burası geldiği yerden çok farklı ve güzeldi. Artık yorulmuştu. Eve geldiğinde yemek hazırdı. Fakat yemeği yiyemedi. Yatağa uzandı ve hemen uyudu. Birkaç gün böyle geçti ve bayram geldi. Buruk bir bayram yaşıyordu. Bayramlıkları yoktu ve ailesinin bayramlık alacak parası da.

         Özlem büyüyordu. Büyüdükçe elindekilerinin, hayalini, ümitlerini çalıyordu zaman. Önce okulunu elinden aldılar, şimdi de oyunlarını. Oyun oynamak bile yasaktı. Herkesin gözünde büyümüştü Özlem. Artık dışarıda oyun oynamak yerine evde duracak, kardeşlerine bakacak gerekirse annesiyle birlikte dışarıda çalışacaktı. Öylede oldu. Daha İzmir’e doymadan ona ve annesine iş bulmuşlardı. Her şeylerini geride bırakıp bir umutla geldikleri bu şehre yenik düşmemek için çalışacaklardı.

Sabah işe gitmek için erken kalkmak zorundaydı. Ama o sıcak yataktan çıkmak kızgın güneşin altında çalışmak istemiyordu. Biraz daha uyumak istiyordu. Annesi küçük kızı sonunda yataktan kaldırmayı başarmıştı. Kalktığında kahvaltı hazırdı. Lavaboya gidip yüzünü yıkadı. Erken kalktığı için iştahsızdı, kahvaltı yapmak istemiyordu. Üzerini giyindi. Evden erken çıktıklarında daha etraf aydınlanmamıştı. Kendilerini tarlaya götürecek olan traktörü beklemeye başladılar. Küçük kız annesinin yardımıyla traktöre bindi. Gördüğü bütün yüzler ona yabancıydı. Kadınların bakışları üzerindeydi. Hava soğuktu. Traktörün kasasında gittikleri için üşüyordu. Küçük kız daha çok annesinin koynuna sokuldu. Giderken etrafı izliyordu. Denizi, denizin üzerinde duran gemileri, balıkçı kayıklarını gördü. Yol da uzundu. Erken kalktığı için gözleri uykuya yenik düştü. Annesinin dizine uzandı ve uyudu. Annesi üşümesin diye hırkasını üzerine örttü. Tarlaya gelmişlerdi. Küçük kıza yapamaz, çalışamaz demişlerdi ama o çalışacaktı. Eline bir sepet aldı ve pamuk toplamaya başladı. İlk önce oyun gibi geldi. Saatler ilerledikçe güneş kendisini hissettirmeye başlayınca yorulduğunu hissetti. Beli de ağrımaya başladı. Annesi kızına Kürtçe bir şeyler söyledi. O da annesine karşı çıkar gibi Kürtçe karşılık verdi. Küçük kız hem yorgunluğun hem de sıcağın etkisiyle iyice acıkmıştı. Annesi cebine koyduğu bir parça ekmeği kızına verdi. Biraz karnı doyar gibi oldu ama bu sefer sıcaklık bastı. Saatlerde geçmek bilmiyor, bir an önce eve gitmek istiyordu.

Uzun ve yorucu geçen günün sonunda akşam oldu eve gitmek için hazırlıklara başladılar. Eve geldiğinde üzerini çıkarttı. Uyumak istiyordu ama evi temizlemesi gerekiyordu. Evi temizledi, yemeği beklemeden uyudu. Günler böyle devam etti

Hava Özlem’e karşı daha sert olmaya başladı. Artık daha erken kalkıyordu. Karanlık daha kendini gündüze teslim etmeden yola çıkıyordu. Her taraf karanlıktı. Dışarıyı sokak lambaları aydınlatıyordu. Daha karanlıktı tarlaya geldiklerinde ve hava daha çok soğuktu. Ateş yaktılar. Özlem’in elleri çok üşüyordu. Ateşin başına geldi, ellerini ısıttı. Pamuk toplamaya başlayınca yine elleri üşüdü. Soğuk havaya inat, sıcacık yüreğiyle umut türküleri söylüyordu. Saat ilerledikçe güneş o nazlı yüzünü gösteriyordu. Biraz ısındı. Bazen yağmur yağmasını istiyordu. Yağmur yağdığı zaman işe gitmeyecekti. Hem çalışıyor hem de hayal kuruyordu. Çalışınca para kazanacaktı. Önce ev kirasını ödeyecek, kalan parasıyla kendine yeni kıyafetler alacaktı. Yine olmadı kazandığı bütün parasını ailesi almıştı.

Özlem çalışmak istemiyordu artık. Küçük bedeni ile hayatın yükünü omuzların da taşıyor. Hayatın, ona verdiği rolü oynuyordu.

İzmir Özlem’e çok acımasız davranmıştı. Okuma hayalinin yerine, ona ağır şartlarda çalışmayı sunmuştu. İzmir’e yenilmişti Özlem.

 Çocukluğunu yaşamayıp, pembe dünyaları siyaha boyanan, Oyunları elinden alınmış, küçük yaşlarda çalışmak zorunda kalan Özlem’ler olmasın. 

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır.

Bayram [ 01 Haziran 2009, 08:58 ]
gerçek reel cümleleri kaleme almak cesaret ister sizde bu mevcut yazılarınız çok güzel tebrik ediyorm sizibaşarılarınızn devamını diliyıorm
ova kentli [ 26 Mart 2009, 00:03 ]
slm yazını okudum çok hoşuma giti hayata olan tam gercek cumleleri kaleme almışsınız sizi bu medeni cesaretinizden dolayı kutlarım başarılar dilerim devamını beklerim
can [ 16 Mart 2009, 16:18 ]
Slm yazılarınızı okuyorum ve çok güzel konularla okuyucularınıza hitap ediyorsunuz geçen haftaki konunuzda çok güzel bu haftakide böyle güzel yazılarınızı bekliyoruz

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

Bir Şeyler Yapma Mücadelesi17 Ocak 2012

ANKET

Muş'un öncelikli sorunu nedir?






Tüm Anketler


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi