| ||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | ||||||||||||||||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
KADIN OLMAK
Hep ezdiğimiz, hor gördüğümüz, ikinci planda bıraktığımız kadınlarımızın günü ve sadece 8 Mart dünya kadınlar gününe sığdırdığımız bizim kadınlarımız. Hiç onları anlamadık ya da anlamak istemiyoruz. Erkek egemenliğinin hâkim olduğu, kadının hep susturulduğu, Kadına kadın olarak değil de, cinsel bir obje olarak bakılan bir toplumda yaşıyoruz. Zihniyetimiz bu. Bu zihniyete nice kadınlarımız, kızlarımız kurban edildi. Bir kadın olarak dünyaya gelmiş iseniz; ezilmeye, küçük bedenlerimizi sömürmeye, daha çocukken başlıyorlar. Kaç kız çocuğumuz tecavüze uğrayıp, genç kızlarımız da Namus denilen zihniyet için katledilmiştir? Kadınlarımız yaşadıklarını hep içinde saklamış. Ne kadar gün yüzüne çıkmasa da kadınlar eşleri tarafından tecavüze uğruyorken, aile içi şiddet ise bir kadın için kaçınılmaz oluyor. Ne yapıyorlar peki? Bu olaylar karşısında sadece susuyorlar. Neden mi; Kadınlarımız okutulmuyor ve bunun sonucunda hiçbir ekonomik özgürlüğü yok. Tekrar babasının evine geri dönemez. Çünkü ‘kadının yeri kocasının yanıdır.’ lafı kadınların yüzüne cehaletin bir tokatı olarak vuruluyor. Özellikle bu bölgede kadın olmak daha çok zordur. Gelişmekte olan bir bölge ve daha ağır şartlarda yaşıyorlar. Kızlarımız başlık parası adı altında bir malmış gibi satılıyor. Onların duyguları hiçe sayılarak, ailesinin istedikleri kişiyle evlendiriliyorlar. Bazı ailelerde kızlarımız okula gönderilmiyor. Onun da diğer kadınlar gibi kaderini ailesi belirlemiş oluyor. Bu olaylardan ders almamız lazımken ama maalesef bildiklerimizden ödün vermiyoruz. Büyük şehirlerde yaşayan bayanlar biraz daha bilinçli, hakkını savunan, ekonomik özgürlüğünü kazanmış kadınlardır. Aile içi şiddete maruz kaldığı zaman hakkını arayabiliyor. Tek başına ayakta duracağının farkındadır. Doğu ve Güneydoğudaki kadının ise hiçbir güvencesi yok. Hep kadınlara şu nasihat verilir; erkek hem döver hem sever, sözüyle kandırılıp avutuluyorlar. Yaşadığımız şu zaman içerisinde kadın olarak ekonomik özgürlüğümüzü kazandık. siyasette söz sahibi olduk. Kadın olarak çektiğimiz sıkıntıları yok etmeye yeterli olmadı. Kadın olduğumuz için, ne kadar iyi bir eğitim alsak da hala cinsel bir obje olarak görülmeye, devam ediyoruz. Çalışan kadınlar ise, cinsel tacizlere maruz kalıyor. Çalışma hayatlarında fikirlerden, düşüncelerden, çalışmalarından önce bedenleri, ön planda. Biz kadınlar artık ezilmek, susturulmak, ikinci planda kalmak istemiyoruz. Kadına vurulan bir tokatın bile onların kadınlık gururunu kırdığının farkında bile değildirler. Aile içi uygulanan şiddetlerin olmamasını, bize kadın olduğumuz için değer verilmesini, emeğimize fikirlerimize saygı duyulmasını, biz kadınları sadece kadınlar gününde değil her gün hatırlanmak istiyoruz. Sizde eşinize onun değerli olduğunu hissettirin ve aksam evinize giderken bir buket çiçekle gidin ve o yüzündeki mutluluğu görün. Yazıma Ünlü şair Nazım Hikmet’in bir şiiriyle son vermek istiyorum; KADIN Kimi Der Ki Uzun Kış Gecelerinde Yatmak İçindir. Kimi Der Ki Kadın Yeşil Bir Harman Yerinde Dokuz Zilli Köçek Oynatmak İçindir. Kimi Der Ki Ayalimdir. Boynumda Taşıdığım Vebalimdir. Kimi Der Ki Hamur Yoğuran Ne O, Ne Bu, Ne Döşek, Ne Köçek, Ne Ayal, Ne Vebal O Benim Kollarım, Bacaklarım. Yavrum, Anam, Karım, Kız Kardeşim, Hayat arkadaşımdır.
Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır. Ebettin KANDEMİR
[ 07 Aralık 2011, 11:58 ]
Sevgili yazar yüreğinize sağlık, okuyan bütün beyler olumlu etkleneceğinden emin olabilirsiniz ve bende kanayan yara olan bu sorunu kaleme aldığınız için en samimi duygularla saygı ve sevgilerimi sunuyorum. yazılarınızın devamını diliyorum......
|
GALERİ |
||||||||||||||||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||||||||||||||||