Son Dakika:

  İletişim    Künye  
Haber 49
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ONLAR BİZİM GELECEĞİMİZ!

Okunma  Yazar : Uğur TURAN
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 591
Tarih  Tarih : 20 Mayıs 2010, 12:37

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kentleşme ve nüfus artışı sorunlarıyla birlikte ilimizin sosyal yapısı da değişiyor. Şiddet, çatışma, gerginlik, kent yaşamından kaynaklanan yabancılık, sosyal anarşizm, ulaşım ve çevre sorunu birbirlerine eklemleniyorlar ve bunlar toplumdaki yeni sorunları daha da katmerleştiriyorlar. Sorunlar bir kör düğüm haline geliyor. Egemen olan yeni ekonomik ilişkiler, insanın ahlaki ve kültürel değerlerini yeniden dizayn ediyor. İnsanlarımızın umutları, beğeni ve beklentileri ya tümden ya da kısmen altüst oluyor.
Bu yeni durum hem siyasi,hem psikolojik,hem kültürel ve sosyal açıdan pek iç açıcı bir tablo değildir. Birçok alanda alarm zilleri çalınıyor.
Derin bir sosyal kriz yaşıyoruz.
Çığırtkanlar, tellallar dünya’nın sonu geldi diyenler bas bas bağırıyorlar.
Bu gerçekleri sağır sultan bile duydu artık, körler gördü ve dilsizler de yüksek bir sesle bunu dile getiriyorlar. Bilenler de, bilmeyenler de bu konuları her alanda konuşuyorlar, sorumlular topu birbirlerine atıyorlar.
Sorumluluk almaktan kaçıyorlar. Kimleri de ekonomik olanaklardan söz ediyor. En çok bunu ileri sürenler de yereldeki olanakların üzerinde söz sahibi olanlardır, yerel olanaklar üzerinde yetkili olanlardır. Sorumlu biz değil başkasıdır, diyorlar.
Valilik, Kaymakamlıklar ve belediyeler bu konuda kayda değer, kapsamlı ve yapısal bir şey yapmıyor.
Sanki birileri gökten zembille aşağı inecek ve sorunlarımızı şipşak çözecek gibi bir hava egemendir yerel kurumlarımızda. Çözüm ya başkalarından beklenir ya da Avrupa Birliğinin hayırseverlik adına vereceği birkaç kuruşa kaderimizi bağlamışız.
Halbuki Avrupa Birliğinin vereceği birkaç kuruş, bu alanda çok sınırlı bir katkı yapabilir. Daha sonraları bu sorunları yine bizler çözmek zorunda kalacağız.
Kendi yerel ve merkezi olanaklarımızla çözümler bulmalıyız. Varolan olanakları yeniden yapılandırarak yeni kaynaklar yaratabilmeliyiz. Önceliklerimizi daha şeffaf yöntemlerle, daha katılımcı ve demokratik yöntemlerle, daha paylaşımcı önlemlerle pekiştirebilmeliyiz.
Yoksa ağlama duvarına döneriz.
Olanlarda bu arada çocuklarımıza olacak!
Hepimiz şunu net olarak algılayabiliyoruz: Geleneksel değer yargılarımız yeni formatlara bürünüyorlar ve bazen de özlerini de değiştirerek karşımıza çıkıyorlar…
Söz konusu değişimden en çok zarar görenler şüphesiz çocuklar oluyorlar. Eskiden bir baba ailesinin geleceğini güven altına almak için, geçimini sağlamak için, ahlaki açıdan koşullandırılmıştı. Baba, eskiden bir baba olarak görevini yerine getirmekle meşguldü. Tüm aile üyeleri babanın şerefi ve namusu oluyordu. Aşiretçi ve feodal olan bu algılama biçiminin belli bir düzeni vardı.
Toplumlarda iyi ya da kötü sosyal bir denetim vardı.
Şimdiki toplumda ise sosyal açıdan bir düzensizlik söz konusu oluyor.
Eskiden köy ya da kent kökenli olan babalar ne pahasına olursa olsun ailesinin geçimini sağlamakla mükelleftiler. Çocukların geleceğini garantiye almak için çabalayıp dururlardı.
Bu tutum her açıdan insan olmanın en önemli şartıydı.
Bu düzen kısmen değişmiştir artık…
Artık kim kimlerden sorumlu, yeterince açık değildir…
Sorumluları bizler bilimsel açıdan mercekle ararken, bu arada şunu kesinlikle unutmamak gerekir:
Bir kısım çocuklarımız sosyal ve ahlaki açıdan yok oluyorlar. Sokakta çalışan çocuklar, kapkaçı çocuklar, uyuşturucu kullanan çocuklar, sokak çocukları, ailelerinin geçime katkı yapan çocuklar, evet, bunlara birçok isimler yakıştırabiliriz. Ama zor koşullardan dolayı eğitimlerinden geri kalan çocuklar, çocukluklarını yaşayamayan çocuklar, sevgi ve ilgiye muhtaç olan çocuklar, oynamaya muhtaç olan çocuklar…
Aramızda dolaşıyorlar.
Evet, bunlar bizim çocuklarımız. Toplumun geleceği olarak lanse edilen çocuklarımız, neslimizi sürdürmek için lanse edilen çocuklarımız…
Evet, sadece Muş’ta bu çocukların sayısı, her geçen gün daha da artmaktadır. 400 bin’in üzerinde nüfusu olan bir kentte (İlçe, Belde ve köyler dahil) bu çocukların sayısı ne kadar olabilir?
Yerel ve merkezi sorumlular Muşumuzdaki bu çocuklar için ne yapıyorlar?
Muşlu çocukların, çocukluklarını yaşamaları için, eğitilmeleri için yetkililer bu alanda hangi somut çalışmalara imza attı? Hangi kaynakları devreye koydu? Hangi projeleri hayata geçirdi?
Her gün basında takip ediyoruz. Bu konuda her gün konferans, toplantı, seminer ve benzeri etkinlikler düzenleyen merkezi otoriteler, yetkililer, uzmanlar, somut olarak hangi çalışmalara imza attı?
Peki, sizlere verilen yetkiler kullanmak için değil midir? Bu yetkiler ne güne duruyorlar acaba?
Çocuklarımızı unutmayalım…
Onlar bizim geleceğimiz!
Geleceklerimiz olan çocuklarımıza sahip çıkalım.
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

Bir Şeyler Yapma Mücadelesi17 Ocak 2012

ANKET

Muş'un öncelikli sorunu nedir?






Tüm Anketler


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi