| ||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | ||||||||||||||||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
YEREL EŞİT(SİZ)LİK.....
Dünyanın hiçbir yerinde bütün iller, belediyeler, beldeler, mahalleler ve köyler sosyal, eğitim, ekonomik ve hizmet açısından tam anlamıyla eşit koşullara sahip değildirler. Bunu herkes bilir, görür ve söyler.
Zaten varolan gerçekler hep böyledir. Ortada net olarak dururlar, ne kadar üstünü örterseniz o yine bir yolunu bulur ve tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar. Amerika ve Avrupa’da da bu böyledir, Arabistan Çöllerinde de bu böyledir, mahrumiyet köylerinde de bu böyledir… Bir kere yerel aktörlerin aktif olduğu tüm alanlarda olanaklar, personel, zenginlikler ve sermaye eşit olarak dağıtılmamıştır. Eşitsizlik, her alanda, hem doğada hem toplumlarda hep var olmuştur. Her ülkede eşitsiz bir gelişme ya baştan vardır ya da bu sonradan gelişir. Sanki bu gelişme kaçınılmazdır. Ama insanoğlu istedi mi, bunun yönünü kesinlikle değiştirebilir. Şunu vurgulamakta yarar var; bir ülkenin herhangi bir yerinde olanak ve zenginliklerin eşit olarak dağıtılabilmesi için devletin ve vatandaşların büyük bir çaba göstermesi gerekiyor. Devletin de yasalarla bu hak arama eylemini teşvik etmesi ve garanti altına alması gerekiyor. Eğer devlet vatandaşın devleti ise, bunu kesinlikle yapmak zorundadır. Ayrıca, bir de eşitlik düşüncesinin genel anlamda, tüm toplum katmanları tarafından olumlu bir şey olarak görülmesi gerekiyor. Eşitlik iyi bir değerdir anlayışı insanlar tarafından benimsenmesi gerekiyor. Hepimiz eşitiz, çünkü ayni ülkenin yurttaşıyız. Aynı yükümlülükleri taşıyoruz, vergi ödeme ve askerlik görevini yerine getirme gibi yükümlülüklerimiz var… Ama bu konu da söylenenler ile yapılanlar arasında derin bir uçurum var!.. Çünkü görünen köy kılavuz istemez… Bazı ülkelerde söz konusu uçurum küçük olabilir bazlarında ise uçurum oldukça büyüktür… Bakınız; herhangi bir ülkede bir yerleşim biriminin aktif olan sermaye potansiyeli sadece o birimin sınırları içinde kalamaz. Ülke sınırları ve hatta uluslararası arena da bile bu sermayenin büyümesine yardımda bulunulur. Sermaye ülkenin potansiyel olanaklarını kullanır. Sermaye her biçimde teşvik edilir. O nedenle serbest büyüyen bu sermayeye yükümlülükler getirilir, vergi alınır, stopaj alınır ve daha sonra bu ve diğer gelirlerle devlet yerel kurumlara ve ülkenin en ücra köşesine hizmet götürmeye çalışır. Bu konuya herhalde kimsenin fazla bir itirazı olmaz. Bizim yerel eşitlik olarak adlandırdığımız olay ise şudur: Büyük sermayelere sahip olan kuruluşlar genellikle büyük şehirlerde olurlar. Her halükarda normal bir süreçtir bu. Bu ortam belki onların daha da büyümesine yardımcı olur. Söz konusu şirketleri ülkenin her yerine eşit olarak yerleştiremezsiniz. İş olanaklarını ülkenin her yerine eşit dağıtamazsınız. Devlet kurumlarını ülkenin her yerine eşit dağıtamazsınız. Bu olanaklı bile değildir. Ama devletin gelirlerini ve hizmetlerini, yasalarda belirtilen eşitlik koşulları çerçevesinde tüm ülkeye dağıtmanız olanaklıdır. Yasalarla yönetilen bir ülkede, bu bir ön koşuldur. Hatta modern devletler bunu mutlaka yapmak zorundadırlar. Tüm meslek sahibi olan ücretlilerden eşit vergi alıyorsunuz, bunlar yasalarda biçimsel olarak eşit haklara sahiptirler, yurttaşlık ilkeleriyle ülkelerine bağlıdırlar ve eşit hizmet alma hakkına sahiptirler… Yoksa bir devleti, bir ülkeyi uzun dönem birlikte tutamazsınız Tüm modern anayasalar bu ilkelerle kaleme alınmışlardır. Bunu yapmadığınız zaman ayrımcılık, bazıların bazılarına üstünlüğünü savunmuş olursunuz. Vatandaşlara kesinlikle eşit hak ve yükümlülükler temin etmelisiniz. Yoksa modern anlamda ne demokrasiden, ne eşitlikten, ne de yurttaşlık haklarından söz etmek pek doğru olmaz. Söylenenler havada kalır ve zamanla alay konusu bile olurlar. Bakınız; tüm modern ülkelerde yerel eşitlik ve hizmetler konusunda etütler yapılıyor. Sosyal ve ekonomik parametreler geliştiriliyor, maliyetler karşılaştırılıyor, kalite ölçüleri yapılıyor, yerel hedefler ve programlar belirleniyor, araçlar tespit ediliyor ve ondan sonra ortak bazı paydalar kamuoyuna açıklanıyor. Yerel yönetimlere yapılan yardım ve hizmetler bu esaslara göre yapılıyor. Söz konusu sosyal ve ekonomik parametrelerde sosyal eşitsizlikler dikkate alınır ve ülke bazında bir denkleştirme modeli oluşturulur. Her ülkedeki yerel ve merkezi siyasetler, hatta Avrupa Birliği Ülkeleri bile bu esaslara göre kendilerin çeki düzen veriyorlar. Yani işsizleri, öğrencileri, yaşlıları, okuma yazma oranı fazla olanları, alt yapısını temelden tamamlamayanları, vs.. daha fazla yardım alırlar… Varsa eleştiriler yine bu esaslara göre şekilleniyor. Peki, bizler bu konuda çağa uygun olarak hareket ediyor muyuz? Kesinlikle hayır! Mesela salt nüfusa dayalı yerel yardımlar büyük eşitsizlikleri de beraberinde getiriyor. Türkiye’de sosyal ve ekonomik parametreler çok fazla dikkate alınmıyor. Halbuki modern toplumlarda nüfus esas alınır ama yerel bazda ki ekonomik ve sosyal parametreler yerel toplumun hanesine bir artı puan olarak yazılır. Yani sosyal sorunları fazla olan yerel yönetimlere, merkezi devlet daha fazla yardım etmek zorunda kalıyor. Ülkemizi yönetenler Ellerini vicdanlarına götürüp öyle karar vermelidirler. Bizlerde aynı yöntemlerle yerel yönetimlere katkı sunarsak, yardım edersek, acaba ne kayıp edebiliriz ki. Varolan yerel eşitsizliklerin ortadan kalkması, İlimizin, ilçelerimizin ve beldelerimizin sorunlarının çözümünde bizlerde kendi olanaklarımız ölçüsünde katkı sunabiliriz.
|
GALERİ |
||||||||||||||||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||||||||||||||||