Toplum olarak ne ölçüde ciddiye alınması gerektiğinin farkında olmadığımız, belki de en üst düzeyde ilgili ve yetkili makamları işgal edenlerin kasıtlı hafiflikleriyle özellikle farkına vardırılmadığımız, çok ciddiye alınması gereken bir meseledir gündemdeki "Anayasa değişiklikleri" meselesi. Üstelik bugünün meselesi de değil, dünden gelip yarına sarkacak ve sirayet edecek bir meseledir. Hepimiz biliyoruz ki; mevcut anayasa yani 12 Eylül 1980 darbecilerinin yapmış olduğu anayasa, yüzde doksaniki'nin üzerinde bir çoğunluğun "EVET" oyuyla kabul edilmiş ve fakat kabulünün ertesi gününden itibaren şikâyet edilen bir anayasa olarak, bugünlere kadar gelmiştir. Ne gariptir ki; kabulünün ardından yapılan ilk seçimlerde iktidara taşıdığı Başbakan Turgut Özal tarafından "Bir kere delinmekle bir şey olmaz" denilerek deformasyonuna başlanmış olmasına rağmen, bugüne kadar yürürlükte kalmıştır. Bugün gelinen noktada; 8 yıldır iktidarı büyük bir ekseriyetle elinde bulunduran AKP iktidarı da her ne hikmetse ikinci dönem iktidarının şu son devrelerine kadar, zaman zaman yaptığı hamlelerle delmeye çalışmak dışında, ciddi bir "Anayasa Değişikliği" hamlesini, dil ucuyla bile ifade etmemiştir. Ancak; zorunlu yasal süresine bir yıldan fazla bir zaman varken başlayan erken veya zamanında seçim söylentileriyle birlikte, bir anda Anayasa değiştirme hevesi de sarıverdi mevcut iktidarı. Aslında AKP kurmaylarının özgeçmişleri hakkında bilgi sahibi olanlar, böyle bir hevesin onların cemaziyülevvellerinde var olduğunu bilirler ama, "Biz o gömleği çıkardık, artık değiştik…" v.s gibi bir takım söylemlere bakarak, taşıdığı çarpıklıklarla kendilerine adeta çanak tutarak toplum arasında maya tutmalarını ve o çarpıklıkların istismarıyla büyük bir meclis çoğunluğuyla iktidara gelmelerini sağlayan bu anayasadan çok da fazla şikâyetçi olacaklarına doğrusu pek ihtimal vermiyordum. Hâlâ da vermiyorum ve bunun bir mağduriyet hamlesi olduğunu düşünüyorum. Düşünüyorum çünkü; değiştirme önerisinde bulundukları Anayasa maddelerinin hiçbirisi toplumu mağdur eden çarpıklıklara matuf değil. Değişiklik önerilerini dayandırdıkları öncelikli gerekçe de bu hamleyi ciddi ve samimi bulmayışımın temel sebeplerinden biridir. Şöyle ki; "Orada başka, burada başka" varyasyonlarına artık fazlasıyla alıştığımız yetkililerin, bir yandan AB' ye meydan okuyan kolpacı tavırlarına bakıp, diğer yandan "Bu değişiklikler AB kriterlerinin gereğidir" diye Anayasa değişikliği teklifinde bulunmalarını, samimi bulmak bence mümkün değildir. Samimi bulmadığım gibi, ciddi de bulmuyorum bu değişiklik tekliflerini. Öyle inanıyorum ki Türkiye halkının çok büyük bir bölümü de ciddi bulmuyor iktidarın bu hamlesini. Şahsi görüş olarak ben veya bir başkalarınca bu hamlenin ciddi bulunmaması bir yana, öyle sanıyorum ki bu hamle, bizzat hamle sahiplerince de yani hükümet yetkililerince de ciddiye alınmıyor. Sözün başında da ifade ettiğimiz gibi bu mesele gerçekten ciddi bir meseledir ve muhakkak toplumsal bir mutabakat, olmazsa olmaz bir şartıdır "Anayasa değişikliği"nin. "Ben yaptım oldu" felsefesiyle, "Ne yani bu meclisteki vekiller anayasa yapamayacak kadar yeteneksiz mi?" gibi ajitasyonlarla, "Hata varsa bir çizik atıveririz" gibi gayrı ciddi mülahazalarla geçiştirilecek kadar basit bir mesele değildir. Toplumsal uzlaşmanın olmazsa olmaz şart olduğunu ifade ettik ama ne yazık ki bu mecliste, böyle bir uzlaşmanın sağlanabilmesi mümkün değildir. Çünkü değişiklik tekliflerinin muhtevasına bakıldığında görünen o ki; toplumsal bir mutabakatla, bir takım çarpıklıkların varlığı tüm toplum tarafından kabul edilen maddelerde değişiklik değil, sadece teklif sahiplerinin yani AKP iktidarının gelecekte karşılaşabileceği yasal sıkıntıları bertaraf etme gayesine yönelik bir değişiklik paketidir. Sözüm ona, artık hayatta kalanlarını bile toplumun hatırlamadığı "12 Eylül darbecilerine yargı yolu açma" rüşvetini sunarak, istikbale yönelik kendileri için bir koruma kalkanı oluşturmaya çalışmaktadır iktidar sahipleri. Evet, bu ülkenin ve bu toplumun yapısıyla uyuşmayan, dönem dönem zorlamalarla uyuşturulmaya çalışılan bir takım yasal çarpıklıklarımızın varlığı ve bir an önce düzeltilmesinin gerekliliği herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Ancak; daha zinde, daha kendinden emin ve temsil kabiliyeti daha yüksek, ilk seçimde listelerde yer alamama korkusu taşımayan ve hepsinden önemlisi meselenin ciddiyetini müdrik bir meclisin bu işi yapmasının, daha doğru ve daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Görelim Mevla neyler…
Bir Şeyler Yapma MücadelesiEĞİTİMİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜYAZIK OLUYOR...İLİMİZİN GELİŞMESİNE KATKI SAĞLAYALIM...SÖZ BİTMEDİYENİ YIL BİR BAŞLANGIÇTIR...Okurdan...İSİM DEĞİŞİKLİĞİ DAVALARI17 Ocak 201204 Kasım 201121 Ocak 201106 Ocak 201130 Temmuz 201005 Ocak 201017 Aralık 200914 Ekim 2009