Son Dakika:

  İletişim    Künye  
Haber 49
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Hastalar Serbest Bırakılsın

Muş Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Demokratik Hukuk ve Dayanışma Derneği (TUHAD-DER) yöneticileri sayıları yüzü bulan, kanser ve ölümcül hastalıklara yakalanmış tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılmasını talep ettiler

Kategori  Kategori : Politika
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 119
Tarih  Tarih : 08 Şubat 2010, 13:50

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Muş Belediyesi önünde açıklamada bulunan Muş Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Demokratik Hukuk ve Dayanışma Derneği (TUHAD-DER) yöneticileri, cezaevlerinde bulunan kanser ve diğer ölümcül hastalıklara yakalan tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılmasını talep ettiler.
Cumartesi günü Belediye Meydanında yapılan basın açıklamasına TUHAD-DER yöneticilerinin yanı sıra Bulanık Belediye Başkanı Nuri Balcı, İl Genel Meclisi Başkanı BDP’li Abdulbaki Alp ve TUHAD-DER üyeleri katıldı.
Grup adına basın açıklamasını TUHAD-DER yöneticisi Ömer Koç, yaptı. Koç, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“İnsanın temel haklarının başında yaşam ve özgürlük hakkı gelmektedir. Yaşam hakkından sonra en önemli hak özgürlük hakkıdır. İnsanlar suç işledikleri iddiasıyla özgürlüklerinden yoksun bırakılıp anti-demokratik uygulamalarla ellerine kelepçe vurularak cezaevlerine konulmaktadırlar. Suçlu da suçsuz da olsalar dahi sahip oldukları temel haklarının sağlanması gerekir. Oysa Türkiye’de yaşananlar bunun tam tersidir. İnsanlar cezaevlerine konularak zaten cezalandırılıyorlar. Bununla da kalmayıp ölüme terk ediliyorlar. Bugün sayıları yüzleri aşan hasta tutuklu ve hükümlü kanser ve diğer ölümcül hastalığa yakalanmış olup, uygunsuz koşullarda tedavileri yarım yamalak yapılmaktadır. Oysa bu hastalıklara yakalananların tedavileri tam teşekküllü hastanelerde yapılması gerekmektedir. Hepimizin bildiği gibi 1990’lı yıllarda yaşanan binlerce faili meçhul cinayetlerden sadece birkaç kişinin sorumlu olarak da isimleri kamuoyuna gecen Ergenekoncuların sözde sağlık sorunlarını gerekçe göstererek tam teşekküllü hastanelerde tedavi edilip tahliye edildiler. Son zamanlarda cezaevi koşullarından dolayı ölümcül hastalıklara yakalanan PKK’lı siyasi tutuklu ve hükümlülerin ayrımcılığa tabi tutularak ölüme terk edilenlerin sayıları gün geçtikçe artmaktadır. Bunlardan bazılarının isimleri şöyledir:
Samet Çelik, Aynur Epli, Hakim Eşyok, Aslan Karslı, Bekir Şimşek, Cengiz Eker, Deniz Yıldız, Gazi Dağ, Gülazer Akın, Halil Güneş, Halil Yıldız, Hasan Alkış, Hayati Kaytan, Hediye Aksoy, İnayet Mete, İsmet Ayaz, İzzet Turan, Kemal Özelmalı, Latif Bodur, M. Ali Çelebi, M. Şirin Bozçalı, Memduh Kılıç, Mehmet Yeşiltepe, Mesut Deniz, Kemal Ertürk, Mustafa Gök, Nesimi Kalkan, Nizamettin Akar, Nurettin Soysal, Rasim Aşan, Remzi Aydın, Resul Güler, Taylan Çintay, Temino Baysal, Veysi Özer, Yaşar İnce, Yusuf Kaplan, Gürgin Oktar, Ferzende Abi
İşte malum cezaevlerinde ölümü bekleyen insanların acı haberlerini okuyoruz. Bedenleri hastalıktan dolayı eriyen, ömürleri aylarla ölçülen insanlar bunlar. Kalabalık bir sayı topluluğu önünde bu katil sistem onları karanlık kuyulara itiyor. Kimileri son nefeslerini tutsak halde iken verdi, kimileri de son nefeslerine yaklaşıyor. Ama nasıl oluyorsa kanı, eti, kemiği tüketilen bu insanlar kimselerin uykusunu kaçırtmıyor. Kimseler neredeyse naklen seyrettiği ölümlerin sorumluluğunu üstlenmiyor. Belki de bu ölümler artık katili kadar seyircisine de haz verir hale geldi. O seyirciler ki; ölümün soğuk nefesinin uzağında 'sağlıklı' ve 'dışarıdalar. İçeridekiler kadar şanssız, içeridekiler kadar yalnız değiller.
Öyle mi gerçekten?
Aslında yanılıyorlar. Bu tutsak-hasta insanların kimselerin acımasına ve merhametine ihtiyacı yok. Onlar şerefleriyle yaşamayı bildikleri gibi, şerefleriyle ölmeyi de bilirler. Sorun arkada kalanların ne olduğu ya da olacağıdır. Sözde çok değer verdikleri insanlar, ölümün eşiğinden tek tek geçerken bu suskun seyirciler çürüyerek yaşayacak, yaşarken çürüyeceklerdir. Ağızlarına aldıkları her kıymetli söz, dokundukları her sevgi nesnesi, karanlık vicdanlarına çarpıp çürümüş bir geleceğe dönüşecektir. Çünkü bu ölümlerin seyircileri katillerin ortaklarıdırlar, en az katiller kadar suçludurlar.
Sen;
Kalabalıklaşan sessizlik: Bırak içerdeki insan ölsün. Emin ol o ışıltılı an geldiğinde son nefeslerini anılarıyla birlikte sevdiklerine emanet edip gideceklerdir.
Ya sen!
Ayakta, dışarıda ve yaşıyorken; birileriyle konuşuyor ya da önündeki yemeği kaşıklıyorken, hiç mi ağzında 'ölü eti' hissetmeyeceksin?
Bu insanlık dışı uygulamayı MUŞ TUHAD-DER olarak kesinlikle kabul etmeyeceğimizi her türlü baskı, işkence ve zorbalığa karşı demokratik tepkimizi göstereceğimizi belirtiyor tüm Sivil toplum örgütlerini, Siyasi partileri demokrat ve aydın çevreleri bu antidemokratik uygulamalara karşı sessiz kalmamaya çağırıyoruz” dedi.HABER49
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Politika

En Çok Okunan Haberler

DAĞINIK SÖZCÜKLERİM...30 Temmuz 2010

ANKET

12 Eylül 2010 Referandumunda ülke menfaatlerine en uygun sonuç hangisi olur?



Tüm Anketler


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi