| |||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | |||||||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Sözün Bittiği Yere Geldik
25 Kasım 2009 tarihinde iş bırakacaklarını söyleyen Türk Diyanet Vakıf Sen Genel Başkanı Hazım Zeki Sergi, "Sözün bittiği yere geldik" dedi.
Türk Diyanet Vakıf Sen Genel Başkanı Hazım Zeki Sergi, Muş’a geldi. Türk Kamu-Sen binasında üyelerle bir araya gelen Hazım Zeki Sergi, burada açıklamalarda bulundu. Sendika olarak üyelerin haklarını arama çabası içinde olduklarını belirten Sergi, “Bu noktada 8 toplu görüşme yapılmıştır, bunlardan 2’sinde anlaşma sağlanmıştır. Geri kalan 6’sında bir anlaşma sağlanamamıştır. 6 defa anlaşma sağlanamadığı için uzlaşma kuruluna gidilmiş ancak bir anlaşma olmamıştır. Uzlaşma kurulunda çıkan kararlara hükümet yanaşmamıştır. Anlaşıyorsun bir şey çıkmıyor, anlaşamıyorsun bir şey çıkmıyor. Yol tıkanmış, sözün bittiği noktaya gelmişiz” dedi. ‘Sendikalar gücünü iktidarlardan değil üyelerinden alır’ diyen Sergi, “Sizlerin görüşleri bizler için önemlidir. Anakara’da üyelerimizle yaptığımız istişarelerden anladığımız bu tıkanıklığın açılması gerekiyor. Kamu çalışanlarının bir takım hakları var, bizim yaptığımız her iş kanuni bir zemine dayanıyor. Biz bu zemin zarfında “ne yapabiliriz” diye düşündük ve sendikal engelleri kaldırmak için 25 Kasım’da iş bırakma eylemi yapacağız. Bizim niyetimiz üzüm yemek bağcıyla bir işimiz yok. Vatandaşlarımızın bizi anlayışla karşılaması gerekiyor. Bu ülkeye hizmet etmek bizim için en büyük şereftir, biz 25 Kasım’da neye mal olursa olsun iş bırakma eylemine gideceğiz. Sendikal faaliyetlerin önündeki engelleri aşmak ancak bununla anlaşılıyor. Burada sizi bilgilendirmek için buraya geldik. 3 konfederasyon bir araya geldik, birlikte eylem yapmak için Memur-Sen’in bağlı olduğu konfederasyon ben bu tür eylemde bulunamayacağım diyerek havlu atıp gitti. Bir sendikanın görevi komu görevlisinin haklarını, hukuklarını korumaktır. Bu duyarlılığın aynısını Memur-Sen’in de yapması gerekiyordu maalesef kaçmıştır. Memur-Sen üyesine yanlış yapmıştır, bunun cevabını üyelerine verecektir. 7 Bin 185 kamu çalışanıyla yapılan ankette yüzde 50 ortak eylem yapılması çıkmıştır. Şimdi ortak eylem zamanı Memur-Sen bu eylemde yok. Biz yapılan yanlışlığı haykırmak için meydanlara ineceğiz. Geleceğimiz için hep birlikte hareket edelim, güvenli bir geleceğimiz için bu mücadeleye destek verin” şeklinde konuştu. Sergi; “Bugün itibarı ile kamu görevlilerinin yüzde 6,5'i açlık sınırının, yüzde 75,8'i ise yoksulluk sınırının altında kaldı. 1986 yılından bu yana uygulanan sözleşmeli personel ücretlerinde yüzde 40'a varan gerileme kaydedildi. 4-B, 4-C kapsamında istihdam artırılarak, bu çalışanlar birçok haktan mahrum bırakıldı. Esnaf kan ağlıyor, kepenk kapatıyor, işsizler ordusu çığ gibi katlanıyor, borçlar birkaç misli katlandı, kişi basma düşen borç tutan 9 bin doların üzerine çıktı. Ülke kaynakları ve öncelikleri güçlü, hatırlı ve yandaş çevrelere dağıtıldı. Anlaşılan o ki; hükümetler memurdan korkmuyor ve yeterince ciddiye almıyor. Konfederasyonumuz Türkiye Kamu-Sen bugüne kadar açlık grevi, iş bırakma, her çapta miting, kitlesel basın açıklamaları gibi her çeşit eylem ve etkinlikleri ortaya koydu; her yolu ve yöntemi kullandı. Kuşkusuz kazanımlar da elde etti. Ancak geçen zamana kıyasla elde edilen sonuç, beklentilerin gerisinde kaldı. Hükümetler bizlerin sesine kulak vermek yerine "yandaş sendika" oluşturma yolunu seçerek, uysal ve eyvallahçı bir güruh yaratma gayreti içinde oldu. Beyaz yalanlar ve boş vaatlerle yola koyulan bir kısım zevatın 2009 yılı Toplu Görüşmelerinden ders aldıklarını umut ediyoruz. Aranan asıl umut ve güç; Türk memurunun elinde bulundurduğu güçtür. Sessiz yığınların sesi olmuş, sendikal mücadeleyi başlatan ve başarıya sürdüren Türkiye Kamu-Sen'in mücadele azmi ve kararlı duruşundaki güç de işte bu güçtür. Türk memuru, bu gücün farkına vararak, davasına yürekten sahip çıkan Konfederasyon ve sendikaların çatısı altındaki yerine geçip, kendisine üvey evlat muamelesi yapan iktidarlara karşı onurlu bir duruş sergilediğinde uzakta görünen hakları yakınlaştıracak, yakında olanları da müktesebatıma katacaktır. Türk memurunun iyi niyetini istismar edenlerin bilmesi gereken şey, memurun sabrının sonsuz olmadığıdır. Şimdi artık haklı davamız için yola çıktık; demokratik, ekonomik, sosyal ve siyasal haklarımızı istiyoruz. Daha fazla tahammülümüz yok; bıçak kemiğe dayandı. Hükümetin ise aklı başka yerlerde, başka işlerde. Bizi hesaba katmayanların hesabını bozacağız. Kamu görevlisini hafife alanlara gücümüzü göstermeliyiz. Memurumuzun gelecekle İlgili endişeli bekleyişine, her türlü belirsizlik ve umutsuzluğuna son vermek için başlattığımız mücadelelerimizi, gönüllerimizi, saflarımızı, seslerimizi birleştirmeliyiz. Sendikalı olan olmayan, tüm kamu görevlilerini ve diğer sosyal kesimleri bu onur ve haysiyet mücadelemize davet ediyoruz. Ekonomik ve sosyal hayatın cenderesi altında ve bizimle aynı kaderi paylaşan emekli, dul, yetim, işçi, esnaf ve işsizler; kısacası dar ve orta gelir grubunda yer alan tüm sosyal kesimleri 25 Kasım'da yanımızda görmek istiyoruz. Kamu görevlisi 25 Kasım'ı kendisi, geleceği, eş ve çocukları, ekonomik hayatın canlanması için bir fırsat olarak görmeli; üzerine yamanmış her türlü olumsuzluğu söküp atmak için güç ve destek vermelidir. 25 Kasım'ı memur, onuru, haysiyeti, kariyeri ve kaybettiklerini geri almak için desteklemeli, üzerinde oynanan oyunu bozmalıdır. Kamu görevlisi himmet ve merhamet dilencisi olmadığını 25 Kasım'da gösterecektir. 25 Kasım'daki memurun mücadelesine katılmayarak sanal bahane uyduranlara ders verecektir. 25 Kasım'da kırmadan, dökmeden, incitmeden, memura yakışır bir tavır ve eylem ortaya konacaktır. 25 Kasım'da "memur yan gelip yatıyor! Ne iş yapıyor ki?" diyenlere memur, üretimden gelen gücünü ortaya koyup, gücünü gösterecektir” diye konuştu.
|
GALERİ |
|||||||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||