| |||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | |||||||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
AŞİRETLERİN DEĞİL, HALKIN ADAYIYIMDemokratik Toplum Partisi (DTP) Belediye Başkan Adayı ile yaklaşan yerel seçimler öncesinde gazetemiz adına bir röportaj yaptık. DTP adayı, seçimlere yaklaşımıyla ilgili açıklamalarda bulundu.
Demokratik Toplum Partisi (DTP) Belediye Başkan Adayı ile yaklaşan yerel seçimler öncesinde gazetemiz adına bir röportaj yaptık. DTP adayı, seçimlere yaklaşımıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Sayın Nimet SEZGİN, kimin adayısınız? Kuşkusuz halkın adayıyım.
Ama aşiret adayı olduğunuz söyleniyor?... Şu ya da bu aşiretten gelmeniz bu anlama getiriliyorsa, söyleyecek bir şeyim yok; çünkü bu, mantığın bittiği noktadır. Bunun doğru olmadığını söylüyorum. Unutulmazsın ki ben, DTP’den adayım. Kim DTP’nin bir aşirete teslim olacağını söyleyebilir? Kim DTP’nin aşiretçilik yapmaya izin vereceğini iddia edebilir? Böyle bir şey mümkün müdür? Peki, siz DTP’den değil, aşiretçiliğe prim veren bir partiden aday olsanız, aşiretçilik yapmaz mısınız? Kesinlikle aşiretçilik yapmam, bu hiç doğru bir şey değil çünkü. Belediye, kamu kuruluşudur. Hizmet kuruluşudur. Belediye, Muş’ta yaşayan herkesin belediyesidir. Halkın kurumunu götürüp, bir aşiretin veya bir zümrenin özel hizmetine peşkeş çekmek, Allaha reva mı? Herkese eşit hizmet etme anlayışındayım. Bana oy verenle vermeyene eşit davranmazsam kendimden utanırım. Adaleti, hakkaniyeti, eşitliği bir felsefe olarak benimsiyorum. Felsefem; insana hizmet etmektir. Her şey insan için diyorum. Ayrım gayrım yapacaksam, benimsediğim felsefeyle çelişmiş olurum. Ama bu benim kişilik sorunumdur. Kişiliğimden taviz vermem. Herkesin başım üstünde yeri var. Genç ve tecrübesiz olduğunuz söyleniyor? Bir eğitimciyim, uzun yıllardır öğretmenlik yapıyorum. Tecrübe de, belediye başkanlığıyla sınırlı bir şeyse, buna sözüm yok; ama eğitimle ilgili olan insan sürekli okumak, araştırmak ve kendini geliştirmek zorundadır. Öğretmen, kendini çağa paralel olarak yenilemede en müsait bir yerdedir. Bütün mesele; insanı ve dünyayı anlamaktır. Ayrıca Yöneticilik tecrübem de var, iki dönemdir sendika başkanlığı yapmaktayım. Dünya görüşüm gereği; sürekli toplumun sorunlarıyla ve bunların çözümleriyle ilgiliyim. Muş ile doğrudan ilgiliyim. İnanın Muş’a sevdalıyım. Aynı zamanda gençlik tarafından çok seviliyorsunuz. Bunu neye bağlıyorsunuz? Mesleğim itibariyle gençlerle sürekli iç içeyim. Her yıl yepyeni genç insan gruplarıyla birlikte oluyorum. Onların yaşadıkları dünyanın farkındayım. Dolayısıyla gençlerin sorunlarını çok iyi biliyorum. Bu yönüyle gençler de beni iyi tanırlar. Muş, hiçbir temel sorununu çözmüş değil. İki ana caddenin dışında kaldırım sorunları bile var. Ağır, külfetli projeler gerektiren bir yığın sorunu olduğunu biliyoruz. Mesela, sizin broşürünüzde sıraladığınız projeler. Su, kanalizasyon, otogar, otopark, park, yeşillendirme, halk pazarları vesaire… Bu çok büyük bir sorumluluk altına girmeniz demektir. Bakın Muş, ya bu sorunlarını çözecek, ya da terk edilecek bir kent haline gelecektir. Çünkü her şeyden evvela toplumun sağlığı tehdit edilmektedir. Birileri bu taşın altına elini koyacak, başka çaremiz yok. Bu sorunları çözmek şart. Sorunlarımızı çözmemiz imkânsız değil. İmkânsız bir şey yok. Öyle ya, her sorunun mutlaka bir çözüm yolu olduğuna göre. Bütün mesele, yol ve yöntemleri bilmektir. Şunu söyleyeyim; eğer ben, kendime güvenmeseydim, bu sorumluluk altına girmezdim, çünkü mesleğim güzel, bana istediğim yaşamın olanaklarını az çok sunuyor. Peki, bu sorunları çözmek için kaynağı nerden temin edeceksiniz? Bazıları iktidar partisi olmazsa para gelmez diyor? Paranın gelmemesi demek yasaların, anayasanın ihlali demektir. Anayasayı ihlal etmek suçtur. Belediyelerin kanunlarla belirlenmiş biçimlerde gelir kaynakları mevcuttur. Bunun önünde hiç kimse duramaz. Buna rağmen İktidar Partisi büyük bir aymazlıkla kaynakları kısma telaşına girerek bizi cezalandırmaya kalkışırsa Muş’u, Muşluyu cezalandırmış olur. O zaman da tüm Muşlu hemşerilerimizin ortaya koyacağı tepkiyi hak etmiş olur. Buyursun yapsınlar. Halep ordaysa arşın Muş’tadır. Peki, siz kaynakları nasıl temin edeceksiniz? Bakın iller bankasının her ay düzenli olarak göndermesi gereken katkı payı var. Bunun yanı sıra belediyenin vergilendirme, kiralama, hizmet bedeli gibi gelirleri var. Geçen yıl yapılan hesaplamalara göre belediyenin bir aylık ortalama geliri 1,4 trilyon liradır. Bu parayla çalmadan çırpmadan yaklaşılırsa bir kent yeniden yapılabilir. Yine dış kaynaklı hibe programlarını, proje çalışmalarına dayalı düşük faizli kredi olanaklarını sonuna kadar kullanacağız. Ayrıca bu seçim döneminde DTP olarak yaklaşık 15 il belediyesini kazanmayı hedefliyoruz. Diyarbakır, Van gibi belediyeler ile ortaklaşarak, birlik oluşturarak kentimizin birçok sorununu halledebiliriz. Kısacası kaynak bulmakta hiçbir sıkıntımız olmayacak. Hemşerilerim, bizim bu konudaki yeteneğimizi de görecektir. Belediyeye geldiğinizde Belediye Personeline yaklaşımınız nasıl olacak? Bu konuda da bazı spekülasyonlar var. Örneğin çalışanların parasını vermeyecek, personelin görev yerleri değiştirilecek deniliyor?
|
GALERİ |
|||||||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||